Abdülkadir Geylani, bir gün zikir esnasında kendisinden köpek suretinde bir şeyin çıktığını görüp sevinir, “Elhamdülillah, nefisten kurtuluyorum” der.
O esnada lâhuti bir sada duyar: “Ey Abdülkadir, onu tekrar içine al. Biz seni onunla seviyoruz.”
Bu menkıbede, insanın nefisle beraber insan olduğu nazara verilmektedir. İnsanda şayet nefis olmasa melekten bir farkı kalmaz. Hâlbuki insanlık mahiyeti nefisle beraber tamam olmaktadır.
İnsan, bu nefisten dolayı imtihan edilmekte, böylece insanların dereceleri ortaya çıkmaktadır. Said Nursi, Mesnevi-i Nuriye isimli eserinde “Sizin nefis ve şeytanlarınız benim nefis ve şeytanımdan daha âsi, daha tâği, daha şakî değiller.” der.
Bazıları bu ifadeleri tevazu kabilinden algılayabilir. Fakat kanaatimizce bunlar gerçeğin bir ifadesidir. Çünkü “dağına göre kışı olur.” Büyük zâtlar, mübarek bir nefis taşıdıklarından değil, nefisleriyle aslanlar gibi mücadele ettiklerinden büyük olmuşlardır.
