Hz. İsa geldi mi?

2003 te Hollanda’daki görevim esnasında değerli bir dostum “hocam dedi, duyduklarıma inanamıyorum, yakından tanıdığım falanca zat ‘ben Hz. İsa’yım’ demeye başlamış. Bu nasıl olur, böyle bir insan nasıl bunu diyebilir?”

O böyle deyince hatırıma 19. yüzyılda Hindistan’da yaşayan Gulam Ahmed Kadıyani geldi. Bu, aslında mübarek bir zatmış, fakat habis ruhların kendisine galebesiyle yoldan çıkmış. Önce “ben mehdiyim” demiş. Ardından “İsa da benim” demiş. Bu da yetmemiş, “Hinduların bekledikleri Krişna da benim” demiş. Böylece bütün payeleri kendinde toplamış. Günümüzde de peşinden gidenleri vardır, “Kadıyanilik” şeklinde görüşleri devam etmektedir.

Erzurum’da “biz çok Mehdiler, İsalar gördük” diyen hocamızdan dinlemiştim. Bir defasında bir meczup yanına gelmiş, “hocam ben Hz. İsa’yım” demiş. Hocamız, babasının ismini sormuş, muhatabı babasının adını söyleyince “kim olduğunuz anlaşılıyor” demiş.

Bilindiği gibi Hz. İsa, babasız yaratılmıştır.

Ayetlerde Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne gelmesine delalet bulamayız. Bazı işaretler vardır, ama bunlar da katiyet arz etmez. Hadislerde ise net bir şekilde Hz. İsa’nın ahir zamanda yeryüzüne ineceği, haçı kırıp domuzu öldüreceği, 40 yıl adil bir şekilde hükmedeceği anlatılır. Haç, bilindiği gibi Hristiyanlığın en belirgin sembolüdür. Onların kabulüne göre Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini sembolize eder. Kur’an ise gayet net bir şekilde Onun çarmıha gerilmediğini, öldürülmediğini, lakin Allah tarafından semaya yükseltildiğini anlatır.

Kanaatimizce “haçın kırılması” Hristiyanlığın tasaffisine bakmaktadır. Hristiyanların ahir zamanda Hz. İsa’yı Kur’anın anlattığı şekilde tanıyacaklarına işarettir.

Hz. İsa’nın domuzu öldürmesi meselesi ise… Bilindiği gibi şu anda onların kabulüne göre domuz eti helaldir. Sonunda bu necis hayvanın onlarca da haram kabul edilmesi manası taşıyabilir.

Mehdi meselesi akideye dâhil olmadığı gibi, Hz. İsa’nın ahir zamanda nüzulü de akideye dâhil değildir. Her şeyden önce konu gaybidir, ayrıca suiistimale de açıktır. Tarih boyu “Ben Mehdiyim”, “Ben İsa’yım” diyen meczup veya art niyetli kimseler azımsanmayacak kadar çoktur. Böyle şarlatanlara inanmak gibi bir sorumluluk olamaz. Onu bu gaybiliği içinde bırakmak, müşahhas hale getirmemek daha uygun görülmektedir. İlgili dini rivayetleri “bunlardan ilahi ve nebevi murat neyse, ben de ona göre kabul ediyorum” demek en selâmetli bir yoldur.

Değerli bir büyüğümüzden dinlemiştim. Yıllar önce Kayseri’de bir grup halinde Erciyes dağına tırmanırlarken grup içinde bir delikanlı bu zatın yanına yaklaşmış, “Abi demiş, mahrem bir meseleyi sizinle konuşmak istiyorum, şöyle biraz ayrılabilir miyiz?”

Kafileden geri kalmışlar. Delikanlı anlatmaya başlamış:

Abi, galiba ben Hz. İsa’yı keşfettim. Geçenlerde camide beyazlar giymiş bir zât gördüm. İnce, uzun boylu… Bakışları bambaşka… Her halinde bir asalet var. Şu anda dünyada yaşayanlara hiç benzemiyor. Bu olsa olsa Hz. İsa’dır.”

Tecrübeli büyüğümüz şu cevabı vermiş: “Bizler her gördüğümüz nurani zata ‘bu İsa’dır’ dersek çok hata ederiz. Sen, mübarek bir zat görmüşsün, o kadar…”

Evliya menkıbeleri anlatan kitaplarda Hz. Hızır’ın zaman zaman bazılarına görünmeleri hakkında çok örnekler verilir. Yine bu kitaplarda “ricalü’l-gayb “ yani “gayb erleri” denilen bazı zâtların Allah’ın izniyle yeryüzünde tasarrufta bulundukları anlatılır. Bir ruh olan Hz. Cebrail’in bir insan şeklinde temessül etmesi Kur’anda yer alır. Müslümanların yaptıkları bazı savaşlarda şehitlerin de görüldüğü, yardıma geldikleri tavatür ile sabittir. Dolayısı ile Hz. İsa’nın da semadan yeryüzüne gönderilmesi mümkündür. Gelir, bazılarına görülür, gider. Ama bu, herkes tarafından bilinen bir İsa şeklinde olmaz.

Gaybı ancak Allah bilir.”

Doğrusunu en iyi Allah bilir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir