Üniversitelerimizden birinde ders esnasında öğretim üyesi şöyle der:
“Arkadaşlar, bence ampulü bulan Edison cennette olmalı. İnsanlığa bu kadar faydalı birini Allah herhalde cehenneme atmaz.”
Dini konulara hayli ilgi duyan ve araştıran Nureddin dayanamayıp söz aldı. “Hocam dedi, bu işin ‘bence’si olmaz. O zaman herkes dini konularda ‘bence böyle olmalı’ der, işler karışır. Yüce Allah Kur’anda cennete kabulün şartlarını bildirmiştir: İman ve salih amel. Bu iki şart Edison’da varsa O da cennete kabul edilir. Ama sırf insanlara faydalı olmak cennete girmek için yeterli olacaksa, o zaman öküzler, inekler bizden önce cennete girerler. Çünkü bunlar her şeyleriyle insanlara faydalı oluyorlar!”
Nureddinin bu ifadeleri genel bir kabul gördü, ardından derse devam edildi.
Değerli bir hocamızdan dinlemiştim. “Ben dedi, iki şeyin cahilini görmedim: Biri dini konular, diğeri de siyaset. Sanki herkes din âlimi olmuş ‘bence’ diye söze başlıyor, ahkâm kesiyor. Bırakın okuduğunu anlamayı, doğru dürüst Kur’an okumasını bilmiyor. Öte yandan girdiği muhtarlık seçimini kaybetmiş insanlar, ‘ben devlet başkanı olsam şöyle yapardım, böyle düzeltirdim’ diyor. Hâlbuki hem din, hem de siyaset konuları uzmanlık ister. Hasta bir insan için nasıl uzman doktorun sözü itibara alınıyorsa, din ve siyasette de öyle olmalı, herkes rastgele konuşmamalı…”
