Hz. Ali şöyle der:
“Ey insanlar! (Dikkat edin) İnsanları aynı hükme tabi kılan durum, (aynı şeye) rıza göstermeleri veya öfke duymalarıdır. Semud kavminin devesini bir adam boğazlamıştı, ama diğerleri de buna rıza gösterdiklerinden, Allah hepsine birden ceza verdi ve bunu şöyle bildirdi:1
“Derken onu kestiler. Ama pişman oldular. Böylece azap kendilerini yakalayıverdi.”2
“Zulme rıza zulümdür, küfre rıza küfürdür.” Bunun dikkat çekici bir numunesini Semud kavminin helâkinde görmekteyiz. Onlara gönderilen Salih Peygamberden, mu’cize olarak kayanın içinden bir deve çıkarmasını istemişlerdi, istedikleri de olmuştu. Ama daha sonra içlerinde en şakî olanı bu deveyi boğazladı. İlâhi ceza, sadece bu şahsa gelmedi, hepsi birden cezalandırıldı. Çünkü diğerleri de onun fiiline rıza göstermişti.
Demek ki, -İmam Ali’nin de dikkat çektiği gibi- insanların bir şeye rıza göstermeleri veya öfke duymaları gibi kalbe ait fiiller de mesuliyeti gerektirmektedir.
1 Nehcül-Belağa, s. 488
2 Şuara, 157-158
