İtibar, Soya Göre Değildir

Hz. Ali, asil bir nesepten gelmekle beraber, şu hayatî esası söyler:

Ameli sebebiyle geri kalanı, nesebi öne geçirmez.”1

Hz. Ali, bir defasında şöyle dedi:

Peygamberlere yaran olanlar, onların getirdikleri dini en iyi bilenlerdir.”

Ardından, buna delil olarak şu ayeti okudu:

Doğrusu insanların İbrahim’e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve müminlerdir.”2

Sonra da şöyle devam etti:

Hz. Muhammed’e yaran olan, nesebi O’ndan uzak olsa bile, Allah’a itaat edendir. O’na düşman olan ise, O’na akraba bile olsa, Allah’a isyan edendir.”3

Asil bir soydan gelmek güzel bir nimettir, diğer insanlar nezdinde hürmet ve muhabbete vesiledir. Ama din noktasında baktığımızda, kâmil insan olmanın ölçüsü soy-sop değil, iman ve ahlâk gibi değerlerdir.

Selman-ı Farisi İranlı biri idi. Böyle iken, İslam’a girince Hz. Peygamber O’nun hakkında şöyle dedi: “Selman Bendendir, Ehl-i Beytimdendir.”4

Ebu Leheb, peygamberin amcası idi. Ama O’na düşman olunca, aleyhinde Tebbet Suresi indi.

1 Nehcül-Belağa, s. 684

2 Âl-i İmran, 68

3 Nehcül-Belağa, s. 700

4 İbn Hişâm, Sire, III, 224

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir