Pek çok insan şeytanın yaratılış hikmetini anlamada zorlanır. “Allah kullarına merhametlidir, neden şeytanı insanlara musallat kılmış? Bu, ilahi hikmet ve rahmete nasıl uygun düşer?” diye kendi kendine sorular sorar. Bu soruların cevabını şu ayette bulabiliriz:
“Yemin ederim ki, İblis onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İçlerinde müminlerden bir grup dışında hepsi ona uydular. Hâlbuki İblisin onlar üzerinde hiçbir yaptırım gücü yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli etmek, ondan şüphe içinde bulunandan ayırmak için böyle yaptık. Rabbin her şeyi gözetleyendir.”1
Ayetten anlıyoruz ki, şeytanın yaratılış hikmeti insanların imtihan edilmesidir. Şeytanın musallat kılınmasıyla insanların dereceleri ortaya çıkacak, inanan ve inanmayan belli olacaktır. Meleklere şeytan musallat olmadığından onlardan inkârcı çıkmaz, ama imtihana tabi olmadıklarından kendileri için dereceler de söz konusu değildir, makamları sabittir. İnsanlık âleminde ise daima inişler çıkışlar yaşanmakta, bir kısmı “âlay-ı illiyyin” denilen en ileri makamlara yükselirken, bir kısmı da “esfel-i safilin” denilen en aşağılara düşebilmektedir.
Yüce Allah -tabir caizse- insanlık âleminde renklilik murat etmiştir. Şayet şeytan olmasa insanlar da melekler gibi olur, aralarında derece farkları ortaya çıkmazdı. Ama şeytanın vesvesesiyle bir kısım insanlar onlara tabi olurken, bir kısmı da onları dinlemeyip, derece kat etmektedir. Bunun sonucu olarak insanlık âleminin medar-ı iftiharları olan peygamberler, veliler, âlimler gibi kaliteli insanlar ortaya çıkmışlardır.
Gerçi bu çetin imtihanın neticesinde pek çok insan cehenneme gider, ama diğer insanların elde ettikleri dereceler bu neticeye değer. Bu, yumurtaların kuluçkaya konulmasına benzer. Bunlardan bir kısmı bozulsa bile, bir kısmı civciv haline gelecek, o türü devam ettirecektir.
Cenab-ı Hak şöyle bildirir:
“O, hanginizin daha güzel amel yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı.”2
“Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz sonunda bize döndürüleceksiniz.”3
Üstteki ayet mealinde geçen “imtihan” kelimesi, ayetin metninde “fitne” olarak geçer. “Fitne” kelimesi altın, gümüş gibi kıymetli madenleri ateşte eritip posasından ayırmak işlemini ifade eder. Altın ateşe bırakıldığında halis mi, karışık mı olduğu ortaya çıkar. Onun gibi, insanların birbirinden ayrılması için açılan bu imtihan meydanının ateşi, şeytandır. Şeytanların insanlara musallat olmasıyla, insanların dereceleri tezahür eder. Bir tarafta nebiler, sıddıklar, şehitler, salihler gibi insanlar temayüz edip ayrılırken, diğer tarafta kâfirler, hainler, zalimler, facirler gibi posalar ortaya çıkar.
1 Sebe, 20-21.
2 Mülk, 2.
3 Enbiya, 35.
