Şeytan ve Büyük Günahlar

Günah, Hz. Peygamber’in ifadesiyle “Kalbi tırmalayan ve başkalarının bilmesinden hoşlanılmayan şeydir.”1

Nasıl ki devletin kanunlarında bazı şeyler yasak olur, onun gibi Allah’ın kanunlarında da bazı şeyler yasak kılınmıştır. Bu yasakların işlenmesi “günah” kavramıyla ifade edilir.

Günahlar iki kısma ayrılır:

1-Büyük günahlar.

2-Küçük günahlar.

Gıybet etmek ve adam öldürmek ikisi de günah olmakla beraber, derece itibariyle elbette aynı değillerdir.

Büyük günahlara “kebire” denilir. Bunun çoğulu “kebair” kelimesidir.

Böyle bir ayırım, bazı ayetlerde de görülmektedir. Mesela:

Eğer size yasaklananların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz…”2

Bazı küçük kusurlar hariç, günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınanlara gelince, şüphesiz Rabbinin affı geniştir.”3

Bir hadiste, büyük günahlar, “el-Mubîkât: helâk edici” kelimesiyle ifade edilir. Şöyle ki:

Peygamber Efendimiz ashabına “Yedi helâk edici şeyden kaçının!” der.

Ashab, “Bunlar nedir yâ Rasûlallah?” diye sorar.

Peygamber Efendimiz bunları şöyle sayar:

-Allah’a şirk koşmak,

-Sihir yapmak,

– Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmek,

-Yetim malı yemek,

-Faiz yemek,

-Düşmana hücum anında harpten kaçmak,

-Namuslu, kendi halinde mümin kadınlara zina iftirası atmak.”4

Acaba büyük günahlar bunlardan mı ibarettir?

İbn Abbâs’a göre, “Allah’ın yasak ettiği her şey büyük günahtır.” Bu durumda, hadiste sayılan yedi büyük günah, misal olarak zikredilmiş olup, büyük günahlar bunlarla sınırlı değildir.

İşte şeytan, insanları bu günahlara sevk etmek ister. Şeytanın hedefi büyüktür, ister ki insanlar devamlı bu büyük günahları işlesinler. Ama o, bunun hemen birden olmayacağını bilecek kadar da bilgi ve tecrübe sahibidir. Bundan dolayı, işe küçüklerden başlatır, alıştıra alıştıra gittikçe dozajı artırır, insanı büyük günahlara müptela hale getirir.

Bundan dolayı, küçük günahları küçük görmeye gelmez, “damlaya damlaya göl olur.” Mesela içki bağımlıları önce küçük bir kadehle veya bira gibi alkolü az olan bir içkiyle başlarlar. Ama bu sadece başlangıçtır. İradî bir kararlılık gösterilmezse, iş bu kadarla kalmayacak, çığırından çıkacaktır.

Bu konuda şu esas da mühimdir: İstiğfarla büyük günah, ısrarla da küçük günah kalmaz.

Yani, ciddi istiğfar edildiğinde büyük günahlar bile affedilir. Ama günahta ısrar edilirse, küçük günahlar küçük olarak kalmaz, büyürler.

Selahaddin Şimşek şöyle der:

Canavarların hepsini ‘taviz ana’ doğurmuştur. Yarın göz açtırmayacaklar; bugün göz yumduklarımızdır.”5

1 Tirmizi, Zühd, 52.

2 Nisa, 31.

3 Necm, 32.

4 Müslim, İman, 141-146.

5 Selahaddin Şimşek, Özdeyişler, Zafer Yay. İst. 1996, s. 33

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir