Şeytan, Ateşe Sevk Eder

Ateşten yaratılan şeytanın akıbeti ateş olacaktır. Ama o, ister ki orda yalnız kalmasın, yeryüzüne halife olarak gönderilen insanlardan da nicelerini yanına alsın!

Kim Rahmân’ın zikri’ni görmezlikten gelirse, onun başına bir şeytan sararız. Artık o şeytan onun ayrılmaz dostudur.

Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Ama onlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

Nihayet kıyamet günü huzurumuza gelince, arkadaşına der: Keşke seninle benim aramda doğu ile batı kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!, der.

Onlara şöyle denir: Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz. Şimdi de hepiniz azapta ortaksınız.”1

Öyle anlaşılıyor ki, şeytana uyanların bedenleri ateşte yanarken, ruhları da “pişmanlık ateşiyle” yanıp kavrulacak. Ama bu pişmanlık onlara fayda vermeyecek, kendilerini ateşten kurtarmayacak.

Böyle feci bir akıbete maruz kalmamak için şeytandan korunmak lazımdır. Bunu yapabilmek için de, önce korunma yollarını bilmek, ardından ise uygulamak gerekir. Gelecek bölümde şeytandan korunma yolları anlatılacaktır. Bunları uygulamak ise, her ferdin iradî kararlılığına bağlıdır. Elinde ilaçlar olan kimse bunları kullanmazsa elbette şifayı elde edemez. Şeytandan korunma yollarını bilmek de, şayet uygulanmazsa bir işe yaramaz.

1 Zuhruf, 36-39.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir