Haşir suresi 7-10. ayetlerde “muhacir, ensar ve sonra gelenlerin” durumu anlatılır.
Bunlardan muhacirler, Hz. Peygambere iman etmiş Mekkeli Müslümanlar olup, sırf dini gayeyle Medine’ye hicret etmişlerdir.
Ensar ise, muhacirlere tam sahip çıkmış, her şeylerini onlarla paylaşmış, kendileri muhtaç olsa bile muhacirleri kendilerine tercih etmiş Medineli Müslümanlardır.
Kur’an, bu iki bahtiyar zümreyi en belirgin özellikleriyle anlatıp, bunlardan sonra gelenlerin şu duasına yer verir:
رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ
وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟
“Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olanları bağışla. İman edenlere karşı kalbimizde kötü bir duygu bırakma. Ey Rabbimiz, şüphesiz Sen, Rauf- Rahimsin (Çok şefkatli, çok merhametlisin.).”1
İman, öyle mukaddes bir bağdır ki, kıyamete kadar geçmiş ve gelecek bütün ehl-i imanı birbirine dost ve kardeş yapar. Küfür ise öyle bir soğukluktur ki, kardeşi kardeşe düşman, evladı babaya asi kılar.
“Beşer şaşar” sözü önemli bir gerçeği ifade eder. Bizler melek değil, insanız, bir kısım eksi ve eksiklerimizin olması âdeta kaçınılmazdır. Durum böyleyken, bazı Müslümanların Cemel vakası ve Sıffın savaşı sebebiyle bazı Müslümanlara dil uzatmaları, tenkit etmeleri yerinde bir hareket değildir. Bize düşen ölülerimizi rahmetle anmak, “Allahım, iman edenlere karşı kalbimizde en ufak bir kötülük bırakma” duasını yapmaktır.
Keza, günümüz Müslümanları mezhep veya meşrep itibarıyla birbirinden hayli farklı olabilmektedir. Ama bu farklılıklar bir renklilik olarak görülmeli, ehl-i imanın kalplerinde birbirlerine karşı en ufak bir kin, bir düşmanlık olmaması sağlanmalıdır.
1 Haşr, 10
