Mi’raç Hediyesi

Mi’raç, Peygamber Efendimizin en büyük mucizelerinden biridir. O en büyük peygamber, miraç merdiveniyle sema tabakalarına yükseltilmiş, kendisine ahiret menzillerini gösterilmiş, sonra geri dönmüştür.

O’nun bu seyahati, aslında bütün insanlığı ilgilendirmektedir. Seyahate çıkan birisi, onunla ilgili şahıslara hediye getirdiği gibi, Peygamber Efendimiz de bütün insanlarla alakadarlığı cihetiyle her insana yönelik bazı hediyeler getirmiştir. Mesela beş vakit namaz miraç hediyesidir. Miraç hediyelerinden bir başkası da Bakara suresinin son iki ayetidir. Bu iki ayette şu dualar yer alır:

سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ

بَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ

رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ

رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ

وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠

اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, mağfiretini isteriz. Dönüş ancak Sanadır.

Ey Rabbimiz unuttuk veya hata ettikse bizi hesaba çekme.

Ey Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır yük yükleme.

Ey Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyleri bize yükleme.

Bizi affet. Bizi bağışla. Bize merhamet et.

Sen bizim Mevla’mızsın, kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et/ zafer ver.”1

Bu ayetlerle ilgili olarak, bazı mühim noktalara temas edeceğiz:

-İnsan gerek yüce Yaratıcıya, gerekse yaratılanlara karşı görevlerine ne kadar dikkat etse de, kusur ve noksanlardan kurtulamaz. “Benim hiçbir kusurum yok” diyen birinin en azından bu sözü bir kusurdur. İnsana düşen, kendi günahlarının farkına varıp istiğfar etmektir.

-Gerçek bir Müslüman, kasden ve bilerek günaha girmez. Ancak hata veya unutma yoluyla girmiş olabilir. Fakat bu hal bile, onu ciddi rahatsız eder. Günahların kendi helakine sebep olabileceğini düşünerek, hemen Rabb-i Rahimine iltica eder.

-Cenab-ı Hak, kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez, yapamayacağı şeyi teklif etmez. Fakat kişi kendi iradesini kötüye kullanmakla bunun altında ezilebilir. Mesela, biricik evladını kaybeden anne- baba, bununla sınanır. Aslında, Allah’ın verdiği sabır kuvveti buna ve daha büyük musibetlere karşı koymaya yeterlidir. “Bu Allah’ın bir hediyesiydi, O verdi, O aldı. Sonunda biz de çocuğun gittiği yere gideceğiz. Belki de bu masum çocuk, orada bizim şefaatçimiz olacak” derler, rahatlarlar, kuvvetli bir teselli bulurlar.

-Bizden önce nice kavimler bu dünyadan gelip geçmiş, bunların çoğu Allah’a kul olmanın şuuruna eremediğinden helak olup gitmiştir. Böyle bir akıbetten Allah’a sığınmak lazımdır.

-Af dileyerek günahlardan kurtulmaya çalışmak lazımdır. Yoksa o günahlar ebedi hayatta daimi hastalıklar olacaktır.

-Allah’ın nihayetsiz rahmet denizlerinden bir damlaya mazhar olmak, büyük bir lütuftur. Kişiyi, hem dünya, hem ahiret mutluluğuna kavuşturur.

“Sen bizim Mevla’mızsın” şunu ifade eder: Mevla’nın şanına yaraşan kuluna yardım etmektir. Nasıl ki, aciz, zayıf bir çocuğun işlerini velisi görür, ihtiyaçlarını karşılar, onu korkutan şeylerden ise emin kılar. Öyle de, Allah mü’minleri Velisidir, Mevla’sıdır, onları korur, gözetir.

-Çoğul sığasıyla bütün inananlar adına dua etmek, duanın mühim sırlarındandır. Böyle bir dua, kabule daha yakın olur. Kişi, bazen şahsi işleri için dua ederse de, bütün ehl-i imanı ilgilendiren durumlarda çoğul sığasıyla dua etmelidir.

1 Bakara, 285-286

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir