Belkıs, Hz. Süleyman döneminde Yemen civarında yaşamıştır. O ve kavmi güneşe tapıyorlardı. Hz. Süleyman, gönderdiği mektupla onları Allah’ın dinine davet eder. Gelişen olaylar seyri içinde, Belkıs Hz. Süleyman’ın yanına gider, iman eder ve şu duayı yapar:
رَبِّ اِنّ۪ي ظَلَمْتُ نَفْس۪ي وَاَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمٰنَ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟
“Ya Rabbi, ben gerçekten nefsime zulmettim. Süleyman’la beraber âlemlerin Rabbine teslim oldum.”1
Hak ve hakikati kabul etmeye bir takım engeller vardır. Dünyevi rütbeler ve makamlar, bunların en mühimlerindendir. Mesela Ebu Cehil, Mekke’nin reisliği makamı ile gururlanıp Peygamberimize tabi olmamıştır.
Belkıs ise, hak ve hakikati görünce boyun eğmiş, teslim olmuştur. Bundandır ki, Kur’an-ı Kerimde bu hali zikredilmiş, başkalarına da model olması istenmiştir.
1 Neml, 44
