HUNEYN SAVAŞI

Mekke’nin Müslümanlarca fethedilmesi ve Mekkelilerin İslam’a girmesi, civardaki bazı kabileleri rahatsız eder. Sakif ve Havazin kabileleri bunlardandır. 20.000 kişilik bir ordu toplayıp, Mekke üzerine yürürler. Durumu haber alan Rasulullah, 12.000 kişiyle karşılarına çıkar. Müslümanlar, karşı taraftan sayıca az olmakla beraber, daha önceki savaşlara göre durumları daha iyi olduğundan, “artık bugün sayıca azlık yüzünden mağlup olmayız” diye düşünürler.1

Savaş başladığında karşı tarafın okçuları, Müslümanların paniğe kapılmasına sebep olur. Rasulullah’ın etrafında çok az kişi kalır. Bunlardan birinin Ebu Süfyan oluşu, ibretli bir manzaradır. Rasulullah, gür bir sese sahip olan amcası Abbas’a Müslümanları çağırmasını söyler. Bu davetin neticesinde, Müslümanlar toparlanır ve savaştan galip çıkarlar.2

Kur’an-ı Kerim, iki ayetle Huneyn’den bahseder:

“Şüphesiz, Allah pek çok savaşta size yardım etti ve Huneyn savaşında da… O vakit sayıca çok olmanıza güvenmiştiniz. Ama bir faydası olmadı. Yeryüzü genişliğiyle beraber size dar gelmişti. Bozguna uğrayıp arkanızı dönmüştünüz.

Sonra Allah, Peygamberine ve mü’minlere sekinetini (emniyetini) indirdi ve görmediğiniz ordular gönderdi. O inkârcıları azaplandırdı. İşte kâfirlerin cezası budur.”3

Bu savaş sonrasında pek çok ganimet elde edilir. Hz. Peygamber, bu ganimetlerden mühim bir kısmını, İslam’a yeni giren veya girme aşamasında olanlara verir. Ebu Süfyan, oğlu Muaviye, Kureyş’in Hudeybiye’deki elçisi Süheyl Bin Amr, Kureyş’in önde gelenlerinden Safvan Bin Ümeyye bunlardan bazılarıdır. Bunların her birine yüzer deve verilmiştir.4

Rasulullah’ın bu tarz hareketi, onların gönlünü fethetmek, İslam’a ısındırmak gayesine matuftur. Yüz deveyle bir insan kazanmak, az bir kazanç değildir. Zekâtın verilme yerlerinden biri de müellefe-i kulûb, yani, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenlerdir.5 Müslümanların hedefi, bütün kalpleri İslam’a ısındırmaktır. Bir kısım kalpler, maddi ikramla İslam’a ısınacaksa, bundan kaçınmamak gerekir.

Rasulullah, Huneyn ganimetlerini bu şekilde dağıtınca, Medineli bazı Müslümanlarda hafiften bir hoşnutsuzluk hissedilir. Bunun üzerine Rasulullah, şu açıklamayı yapar:

“Başkasını daha çok sevdiğim halde, bazı kişilere fazla verişim onların yüz üstü cehenneme atılmaları endişesini taşıdığımdandır. Küfürden daha yeni dönmüş bu insanları İslam’a ısındırmak istiyorum. İstemez misiniz, bir kısım insanları bazı mallarla dönerken, siz Allah’ın Rasulüyle dönesiniz?! 6

Müellefe-i kulûb müessesesi, günümüzde de devam ettirilmelidir. İslam’a hizmet eden cemaatler ve vakıflar, buna ayıracakları fonlarla İslam’a yakın kimselerin gönüllerini fethe çalışmalı, aradaki buzları bazı ikram ve hediyelerle eritmelidir.

1 İbn Hişam, IV, 87

2 Müslim, Cihad, 76,78

3 Tevbe, 25-26

4 İbn Hişam, IV, 135-136

5 Bkz. Tevbe, 60

6 Cessas, III, 182

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir