HRİSTİYANLARLA MÜCADELE

Hz. Peygamber devrinde Hristiyanlarla bir hayli temaslar gerçekleşir. Mesela, Müslümanların Mekke’de çok eza ve cefaya maruz kaldığı dönemde, Hz. Peygamber, bazı Müslümanları Hristiyan bir devlet olan Habeşistan’a gönderir, orada emniyette olacaklarını bildirir.1 Gelişen olaylar zinciri içinde, Habeş kralı Necaşi, Rasulullah’ı tasdîk eder, Müslümanlara tam destek verir. Necaşinin göndermiş olduğu yetmiş kişilik bir heyet de, Rasulullah’ın okuduğu Kur’an’ı gözyaşlarıyla dinler, İslâm’a girerler.2

Keza, Necran Hristiyanlarından bir heyet, Medine’de Rasulullah’ın yanına gelir, aralarında hayli mübaheseler olur. Âl-i İmran Sûresinin başından 121. ayetine kadar olan bölümü, bu mübaheseler münasebetiyle iner.3

Ayrıca, Rasullulah, Bizans Kralı Hirakl‘e ve bazı Hristiyan büyüklerine mektuplar gönderir, onları İslâm’a davet eder. Bunlardan biri olan Dağatır, bir pazar ayininde İslâm’a girdiğini açıklayınca, kavmi tarafından şehit edilir.

Böyle münasebetlerin yanında, Rasullulah devrinde Hristiyanlarla savaşlar da yapılır. 3000 Müslümanın 100.000 kişilik Bizans ordusuyla karşılaştığı Mute, bunlardan biridir.4

Rasulullah komutasındaki 30.000 kişinin katıldığı Tebük Seferi de, Bizans’a karşı yapılmış, fakat karşı taraf ortaklıkta görülmediğinden, savaş olmadan dönülmüştür.5

Rasulullah devrinden sonra da, Hristiyanlarla hem beşerî münasebetler, hem de sıcak savaşlar devam etmiştir.

Ortadoğu’nun bazı bölgeleri, Anadolu, Balkanlar, önceleri Hristiyanların idaresi altında iken, zamanla buralar Müslümanların eline geçer. Müslümanlar, fethettikleri bu yerlerdeki gayr-i Müslimlere tam bir inanç ve ibadet hürriyeti tanır, cizyelerini (vergilerini) vermeleri ve kanunlara itaat etmeleri şartıyla, onlara dokunmaz.

İslâm fetihlerinin ilerlemesi, Hristiyan Avrupa’yı harekete geçirmiş, böylece günümüze kadar uzantısı devam eden meşhur “Haçlı Seferleri” başlamıştır.

Bizans’a komşu olan Selçuklular ve daha sonra Osmanlı’lar, haçlı seferlerinin ilk hedefidir. Çok kanlı savaşlar yapılmış, bu savaşlarda mağlup olan taraf genelde Hristiyanlar olmuştur.

Günümüzde de, “Hilal-Haç mücadelesi” bütün şiddetiyle devam etmektedir. Bu mücadelenin, ekonomik, kültürel, siyasi… pek çok boyutları vardır. Kilise, Müslümanların da yaşadığı pek çok yerde, misyonerlik faaliyetini yürütürken, Hristiyan devletlerde de pek çok İslâmî cemaat, hizmetlerine devam etmektedir. İslam’dan Hristiyanlığa geçen pek görülmemekle beraber, bugün Avrupa’da sayıları yüzbinleri aşan Hristiyan İslâm’a girmiştir. Garudy, Cat Stevens, (Yusuf İslam) Maurice Bucaille… bunlardan sadece birkaçıdır. Avrupa’da İslâm’ı kabul edenler, ekseriyetle kültürlü, elit bir tabakadır. Öyle görülüyor ki, bunların çalışmaları, Avrupa’da İslâm’ın yayılmasında çok büyük hizmet edecektir.

Günümüzdeki dinler mücadelesiyle alakalı olarak, Hristiyan asıllı W. M. Watt, şu tesbitlerde bulunur:

“Birçok Hristiyan’ın meylettiği fikre göre, bütün dünyanın nihaî dini, Hristiyanlık olacaktır. Fakat bu, kesin olmaktan çok uzaktır. Sadece bir noktaya dokunmak, konuya açıklık getirmek için yeterlidir: Başta gelen Hristiyan ülkelerden bazıları, bugün bir ırkçılık felaketine düşmüşler. Şimdi, kendi mensupları arasında görülen ırkçılık felaketiyle başa çıkamayan bir dinin, diğer dünya problemlerinin çözümüne katkıda bulunması, elbette mümkün değildir… İslâm’ın üstün olduğu konular arasında başta geleni, onun insan kardeşliğinin kurulmasındaki başarısı ve iman konusundaki derinliğidir… Geleceğin yegâne dininin çerçevesini temin etme iddiasında, İslâm şüphe yok ki güçlü bir yarışçıdır.”6

Maddi silahlarla Viyana önlerine kadar gelen İslâm ordusu, bugün delil ve ikna kılıçlarıyla Avrupa’nın ve diğer Hristiyan topluluklarının yaşadığı yerlerin hemen her tarafına ulaşmış vaziyettedir. Öyle anlaşılıyor ki, 21. yüzyıl, Hristiyanlığın İslam’a teslim olacağı bir asır olacaktır. Bediüzzaman, bu konuda şu tesbiti yapar: Hristiyanlık ya sönecek veya safileşerek hurafelerden kurtulacak; böylece İslâmiyete karşı savaşı terkedecektir. Hristiyanlık birkaç defa yırtıldı, Protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, tevhide yaklaştı. Tekrar yırtılmaya hazırlanıyor. Ya sönecek veya gerçek Hristiyanlığın esasını içine alan İslâmî hakikatleri karşısında görecek, teslim olacaktır.7

1 İbn Hişam, I, 344

2 Beydâvî, I, 280

3 İbn Kesîr, II, 40-41; İbn Hişam, II, 222

4 İbn Hişam, IV, 15-24

5 İbn Hişam, IV, 170

6 Watt, Modern Dünyada İslâm Vahyi, Ter: M. Aydın, Hülbe Yay. Ank. s. 173

7 Bkz. Nursî, Asar-ı Bediiyye, s. 142, 624, 737

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir