Beddua

لاَ تَدْعُوا عَلى أنْفُسِكُمْ،

وَ لاَ تَدْعُوا عَل أوْلاَدِكُمْ،

وَ لاَ تَدْعُوا عَلى خَدَمِكُمْ،

وَ لاَ تَدْعُوا عَلى أمْوَالِكُمْ

اَلاّ تُوَافِقَ مِنَ اللّهِ سَاعَةَ نَيْل فِيهَا عَطَاءٌ، فَيَسْتَجِيبُ لَكُمْ

“Kendinize beddua etmeyin!

Çocuklarınıza beddua etmeyin!

Hizmetçilerinize beddua etmeyin!

Mallarınıza beddua etmeyin!

Ola ki, Allah’ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de, istediğinizi kabul ediverir.”1

Beddua, lehte değil aleyhte yapılan duadır. Buna kısaca “kötü şeyler istemek” diyebiliriz.

Kişinin kendisi hakkında “Allah belamı versin” demesi bir bedduadır.

Evladına “Allah belanı versin” demesi de bir bedduadır.

Malımın hayrını görmeyeyim” demesi, malı hakkında bir bedduadır.

1 Ebû Dâvud, Salât, 362

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir