Hz. Süleyman, babası Hz. Davud gibi hem bir peygamber, hem de devlet başkanıdır. Bir duasında şöyle der:
رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكًا لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ
“Ya Rabbi, beni bağışla ve benden sonra kimseye nasip olmayacak bir saltanat ver. Şüphesiz Sen Vehhab’sın.”1
Vehhab, “çokça veren, hibe eden” anlamındadır. Allah kime ne vermişse hibe olarak vermiştir. Yoksa kimsenin Allahtan bir alacağı yoktur.
Cenab-ı Hak, Hz. Süleyman’ın duasını kabul eder. Bu duanın bir tezahürü olarak kendisine öyle bir saltanat verilir ki, rüzgâr, kuşlar, hatta cinler emrindedir. Böyle bir saltanat, Onu asla gaflete düşürmez, daima Allah’a şükreder.
Hz. Süleyman, bir sefer esnasında karınca vadisinden geçerken karıncaların reisinin şu sözlerini duyar: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler!”
Hz. Süleyman, Allahtan bir lütufla karıncaların konuşmalarına muttali olunca şu duayı yapar:
رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ
وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَدْخِلْن۪ي بِرَحْمَتِكَ ف۪ي عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ
“Ya Rabbi, bana ve anne – babama verdiğin nimetlere şükretmemi ve razı olacağın ameller yapmamı nasip et! Rahmetinle beni salih kullarının arasına al.”2
Hz. Süleyman’ın bu duasından bazı nükteler:
-Ahirete ait istekleri dünyaya ait olanlardan önce talep etmek duanın adabındandır. Nitekim Hz. Süleyman önce bağışlanma istedi, sonra da dünya saltanatı…
-İnsan, Hz. Süleyman gibi dünyanın mülk ve saltanatını isteyebilir. Fakat bunları şükürde kullanmak şartıyla…
-Nimetler şükür için verilmiştir. Şükür ile kaim ve daimdir. Fakat insanın hakkıyla şükredilmesi zor olduğundan şükür için dahi dua etmek gerekir. Yani, “Allahım, bana şu şu… nimetleri ver” diye dua edildiği gibi “Allahım, nimetlerine şükretmemi nasip et” duası da yapılmalıdır.
-İnsanın Allah’ın razı olacağı salih işler yapabilmesi ancak ve ancak O’nun tevfik ve inayeti iledir.
-İnsanın “salihler zümresine” girmesi, tamamen ilahi bir lütuftur.
-İnsan, Hz. Süleyman gibi “şükür mesleğinde” gittiğinde “ne güzel bir kul!” unvanına layık olur. Nitekim Hz. Süleyman nimetlere mazhar olduğunda هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ “Bu Rabbimin lütfundandır” diyordu.3
1 Sad, 35
2 Neml, 19
3 Neml, 40
