ASHAB-I KEHF

Hristiyanlık üç yüz yıl perde altında yayılır. Daha sonra, Roma’lıların resmi dini haline gelir, geniş kitlelere ulaşır.

Kur’an-ı Kerîm’de, üç yüz yıl uyudukları haber verilen Ashab-ı Kehf’in kıssası, bir cihetten Hristiyanlığın kıssası gibidir.

Rivayetlere göre, Rum melikleri ve önde gelen bürokratların çocuklarından bir kısmı, Hristiyanlığı kabul ederler, kavimlerinin putperestliğine karşı çıkarlar. Durumları anlaşılınca, devrin putperest imparatoru Dakyanus’un huzuruna çıkartılırlar. Onun yanında, cesurca hak ve hakikatleri anlatırlar. Atılmış oldukları hapishaneden, bir yolunu bulup kaçarla, bir mağaraya sığınırlar. Uyandıklarında üç yüz yıl geçmiştir ve Hristiyanlık artık Romalıların resmi bir dini haline gelmiştir.1

Kur’an’da Kehf Sûresinin başlarında zikredilen onların bu ibretli kıssasından, sadece bir tabloya dikkat çekmek istiyoruz. İşte, bu gençler putperest hükümdarın huzurunda, cesurca şunu haykırırlar:

“Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Asla O’ndan başkasını ilah olarak kabul etmeyeceğiz. Yoksa saçma bir söz söylemiş oluruz.”2

Onların bu hali, “cihadın en efdali, zalim sultanın karşısında gerçeği söylemektir”3 hadisine bir mazhariyettir. Gerçi, ölüm tehlikesi olan yerde, kişinin dinini inkârına fetva verilmiştir. Fakat takvaya uygun olan, inkâr değil ilan etmektir.4 Zira fetva bir ruhsattır, takva ise azimettir.

1 İbn Kesîr, V, 137-138; Beydâvî, II, 5.

2 Kehf, 14

3 Ebu Davud, Melahim, 17; Tirmizi, Fiten, 13; İbn Mâce, Fiten, 20

4 Zeydan, el-Veciz, Mektebetu’l- İslâmi, İst. 1979. s. 38-39

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir