CİHAD NEDİR?

Cihad kelimesi, Arapça “cehd” kökünden gelir. Kelime anlamı itibarıyla elden gelen gayreti göstermeyi ifade eder.

Bir cihetten baktığımızda hayat, bir faaliyet ve harekettir. Cihad ise -terim anlamı itibarıyla-, Allah yolundaki her türlü faaliyet ve hareketin adıdır. “Hakkı üstün ve hâkim kılmak için gayret sarfetmektir.”1 Başka bir ifadeyle cihad, İslâm’ın aksiyon yönüdür, onun hamle gücüdür.

“Cihad” kelimesi, Batı dillerinde genelde “holy war: kutsal savaş” şeklinde tercüme edilir.2 Gerçi cihad kutsal bir mücadeledir, ama bu şekilde bir tercüme, İslâmı silah zoruyla yayılan bir din olarak gösterme gayretinden kaynaklanmaktadır. Hâlbuki ilerleyen sayfalarda görüleceği üzere, “cihad” kelimesinin karşılığı “savaş” değildir. Allah yolunda savaşmak da bir tür cihad olmakla beraber; cihad kelimesi, Allah’ın dinini insanlara ulaştırmak için yapılan her türlü faaliyet ve hareketi içine alır.

Müslümanlar, bu yüce gaye için cihad ederken, gayr-i müslimler ve özellikle sömürgeci Batı ülkeleri, “Kutsal olmayan savaşlar” yapmış, Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika’yı kana bulamıştır.3 Tarih, bunun örnekleriyle doludur. “Coğrafî keşif” adı altında Asya, Afrika ve Amerika’daki hammadde kaynaklarının keşfedilmesi ve bu verimli ülkelere seferler düzenleyip o ülke insanlarını köleleştirmeleri, Batı’nın savaş felsefesini ortaya koymaktadır.

Avrupa’nın, dünyanın özellikle Doğu bölgelerini tanıma çalışmalarına Oryantalizm adı verilir. Oryantalizm, Cemil Meriçin ifadesiyle “sömürgeciliğin keşif koludur.”4

Batı, kendi ayıbını örtbas etmek için yoğun bir propaganda faaliyeti içindedir. Onların bu propagandalarının etkisiyle olsa gerek, “cihad” denildiğinde bazılarının ilk hatırına gelen, İslam’ı reddeden her kâfiri boğazlamaya hazır, elinde kılıç bir “barbar Türk” veya elinde kaleşnikoflu bir “Arap teröristi!”5

“Cihad” konusunu bahane edip İslâm’a hücum eden Batılı yazarlar, “hem suçlu hem güçlü” deyiminde ifadesini bulan bir haldedirler. Şu olay, onların durumunu net bir şekilde ortaya koyar:

Afrika’yı istila eden İngiliz askerlerinden biri, arkadaşına der: “Bunlar vahşi insanlar! Birisini öldürürken beni ısırdı!”6

1 Bekir Topaloğlu, DİA. “Günümüzde Cihad” md. VII, 532; Abdülkerîm Zeydan, Usul’d- Dave, Müessesetü Risale, Beyrut, 1990, s. 272

2 Ebu’l- Âlâ Mevdudî, Jihad in Islam, Islamic Publications LTD, Lahor, s. 1; Rudolph Peters, İslam ve Sömürgecilik, Ter. Süleyman Gündüz, Nehir Yay. İst. 1989, s. 29; M.J. Kister, “Land Property and Jihad”, Journal of the Economic and Social History of the Orient, Leiden, 1991, XXXIV, 276; W. Montgomery Watt, Islamic Political Thought, Edinburgh, s. 14; Ahmet Özel, İslam Hukukunda Milletlerarası Münasebetler ve Ülke Kavramı, Marifet Yay. İst. s. 64

3 Mevdudî, Jihad in Allah’s Cause, The Journal, XIV/4 December, Mekke, 1986, s. 14

4 Cemil Meriç, Kültürden İrfana, İletişim Yay. İst. 2014. s. 85

5 Peters, s. 30

6 Muhammed Gazali, Fıkhu’s- Sîre, Dâru’l-Kalem, Dımeşk, 1989, s. 214

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir