Yiğit ve Zillet

Yiğit, tezellüle tenezzül etmez.

Şu hayatta en zor hallerden biri, bazı menfaatler için zillete maruz kalmaktır. Yiğit, böyle bir hale düşmektense, ölümü tercih eder.

Şair Baki, bu bağlamda bir şiirinde şöyle der:

Baş eğmeyiz edaniye dünya-yı dûn içün.
Allah’adır tevekkülümüz, itimadımız.1

Yani, şu kıymetsiz dünya için alçak insanlara baş eğmeyiz. Bizim tevekkülümüz ve itimadımız Allah’adır.

Zillete düşmemenin en güzel anlatımlarından birini, Mehmet Akifin şu heyecan verici ifadelerinde buluruz:

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem.
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.

Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam.
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale.
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum!
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim.
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırma da geç git”, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!2

1 https://dergi.diyanet.gov.tr/makaledetay.php?ID=8867

2 Ersoy, Safahat, s. 384

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir