Cenâb-ı Hak, şu âlemde sebepler perdesi altında tasarrufta bulunur. Meselâ yağmuru bulutla, meyveyi ağaçla, insanları anne-baba vasıtasıyla gönderir. Fakat bazı insanlar sebeplere takılır, meyveyi yaratanın ağaç, evlâdı yaratanın anne-baba olduğunu zanneder. Hâlbuki “sebebiyet, eşyanın zâtisi değil, Allah’ın bir tahsisidir.” (V, 3282)
Binaenaleyh, mü’min kişi, sebeplere takılıp kalmamalı, sebepler perdesi altındaki İlâhî tasarrufu görebilmelidir.
Bununla beraber, sebepler dünyası olan şu âlemde sebepleri hiç nazara almamak, onlara yapışmamak da uygun değildir. Kur’an’da zikredilen şu olay, bu hakikate güzel bir şahittir:
Hz. Eyyub, yara bere içinde hasta bir halde iken, Cenâb-ı Hakk’a dua eder. Cenâb-ı Hak, “depren ayağınla” buyurur. (Sad, 42) Hz. Eyyub ayağıyla yere vurunca, yerden şifalı soğuk bir su çıkar. Onunla yıkanır ve iyileşir.
“Ne kadar dikkate şayan bir noktadır ki, Cenâb-ı Rabbül âlemin Eyyub’un duasına cevap olan halâs mûcizesini verirken bile, evvelâ O’na böyle bir hareket emretmiştir.” (VI, 4100-4101)
Allah istese elbette hiç Hz. Eyyubu depretmeden de şifa verirdi. Ama böyle yapmamış, ayağıyla yere vurmasını istemiştir. Bunun sonucu olarak oradan soğuk bir su çıkmış, Hz. Eyyub bununla şifa bulmuştur.
Evet, Allah her şeye kadirdir, ama şu âlemde icraatları sebeplerledir.
