Ölüm, ruhun serbest kalmasıdır.
Sınırlarını bilemediğimiz muhteşem bir âlemde yaşıyoruz. Bu âlem, okunmayı bekleyen bir kitap olarak önümüzde duruyor. Engin manalarla dolu bu kitabın tek okuyucusu değilse bile, herhalde en anlayışlı bir okuyucusu, insan.
Ploton (Eflatun), “biz toprağın değil, göğün bitkisiyiz”1 derken insanın diğer canlılardan farklılığına dikkat çeker.
Hamdi Yazır, bu farklılığı şöyle ifade eder:
“İnsan, yalnız arzî bir mahlûk değildir.
O, yerlerde daralırsa, göklerden yararlanmaya yetkilidir.”2
İşte insanın asıl kapasitesi ölüm ile ortaya çıkar. Dünyada belli bir zaman diliminde ve belli mekân içinde yaşamaya mahkûm olan salih bir insan, ölüm ile bu dar kalıpları parçalar, yukarı âlemlere gitme kapasitesini ortaya koyar, kendini almaya gelen meleklere arkadaşlık yapar. Daha önceden vefat etmiş zatların ruhlarıyla arkadaş olur.
1Türker, (Küyel), Mübahat vd, Felsefeye Giriş, s. 50
2 Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, I, 291
