Ölüm, “bir tebdil-i mekândır” yani bir yer değişikliği olayıdır. Dünyada bir müddet yaşayan kimse, ecel geldiğinde başka âleme göçer, hayatını orada devam ettirir. Bu, köyde yaşayan birinin İstanbul gibi bir şehre göçmesine benzer. Gerçi yaşadığı mekândan ayrılmak insana zor gelir, ama göç ettiği yerde tanıdıkları varsa iş kolaylaşır.
Hz. Âdemden günümüze kadar ölen herkesin kabirde olduğu düşünülürse, kabir bize daha ünsiyetli gelir. Kaldı ki şu anda dünyada olanlar da sonunda oraya geleceklerdir. Bu durumda kabirden korkmanın, oraya girmekten ürkmenin bir anlamı kalmaz.
İlk defa yurt dışına gidecek olan biri aylar öncesinden hazırlıklarını yapar, bu süre zarfında daima gideceği yerin hayallerini kurar. İnsanın ötelere yani kabir ve devamında ahirete olan seyahati, bir yurtdışı seyahatinden daha az merak uyandırıcı olmamalıdır.
