efs-i emmare, nefsin terbiyeden geçmemiş şeklidir. Heva ise, nefsin kendiliğinden meylettiği arzusu ve mücerred keyfidir. “Hevâsını ilahı edineni gördün mü?”1 ayeti hevânın batıl mabud oluşuna dikkat çeker. Zira mabud emir verir ve emri yerine getirilir. İnsanın nefs-i emmaresi bazı şeyler emrediyor ve bu emirler aynen yerine getiriliyorsa, o nefsin ve nefsin hevâsının batıl bir mabud haline geldiği ortadadır.
Nefis, lezzetlere müpteladır. Lezzetin her türlüsünü tatmak ve keyfine göre yaşamak ister. Onun için haram helal ayırımı söz konusu değildir, “lezzet gelsin de nereden gelirse gelsin” diye düşünür. Nefse göre hayatın gayesi yeme içme, cinsellik, oyun ve eğlence gibi her türlü lezzeti tatmak, daima yeni lezzetlere ulaşmaya çalışmaktır.
Antikçağ filozoflarından Demokrit tarafından sistemleştirilen bu hayat felsefesi (Hedonizm), günümüzde de dünyanın hemen her tarafında etkin bir şekilde görülmektedir. Kütüphaneler ıssız, eğlence merkezleri tıklım tıklımdır. Özellikle cinsellikle ilgili eğlence sektörü çılgın boyutlara varmıştır.
1 Furkan, 43; Casiye, 23
