Sakalın hükmü

Erkek ile kadın arasındaki biyolojik farklardan birisi, erkeğin sakallı olmasıdır. Hz. PeygamberOn şey fıtrattandır” der ve bunlar arasında sakalı da sayar:

Bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, istinca ve istibra.”1

Peygamber Efendimizin yaşadığı toplumda müslimi ve gayr-i müslimiyle erkekler sakallıydı. Hatta 20. yüzyıla gelinceye kadar erkeklerin genelde sakallı olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak traş aletlerinin gelişmesi sebebiyle -başta Batı toplumlarında olmak üzere- pek çok erkek sakalını traş etti, bu akım zamanla Mısır gibi bazı İslam ülkelerini ve ülkemiz erkeklerini de etkiledi.

Bu meselede şu noktalara dikkat çekmek isteriz:

– Helal – haram meselelerinde kuvvetli bir delile dayanmadan zanna dayalı hüküm vermek asla uygun değildir. Kur’an şöyle bildirir:

Dillerinizin uydurduğu yalanlara dayanarak ‘Şu helâldir, şu haramdır’ demeyin, yoksa Allah adına yalan uydurmuş olursunuz.”2

-Sakal bırakmanın en azından sünnet olduğunda asla bir şüphe yoktur. Hz. Peygamber sakal bıraktığı gibi, sakal bırakmaya teşvik de etmiştir.

-Her ne kadar sakal bazı mezheplerde farz olarak görülmüşse de, Kur’an’da böyle bir emir yoktur.

-Sakalı “dinin olmazsa olmazlarından” görmenin günümüz şartlarında bir takım sıkıntıları beraberinde getireceği unutulmamalıdır.

-Farz olan bir meseleyi mubah seviyesine indirmek problem olduğu gibi, sünnet olan bir meseleyi farz derecesinde görmek de bir problemdir.

-Bediüzzaman meseleyi şöyle değerlendirir: “Bazı âlimler ‘sakalı tıraş etmek caiz değildir’ demişler. Muratları ‘sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır’ demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur.”3

1 Ebu Davud, Taharet 29; Müslim, Taharet, 56; Nesaî, Zinet, 1

2 Nahl, 116

3 Nursi, Emirdağ Lahikası I, Envar Neşriyat, İst. 2002, s, 48-49

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir