Münafıklarla Alâkalı İki Temsil

مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِى اسْتَوْقَدَ نَارًاۚ فَلَمَّٓا اَضَٓاءَتْ مَاحَوْلَهُ ذَهَبَ اللّٰهُ بِنُورِهِمْ

وَتَرَكَهُمْ ف۪ى ظُلُمَاتٍ لاَيُبْصِرُونَ{١٧}

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لاَيَرْجِعُونَۙ{١٨}

اَوْكَصَيِّبٍ مِنَ السَّمَٓاءِ ف۪يهِ ظُلُمَاتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌۚ يَجْعَلُونَ اَصَابِعَهُمْ ف۪ٓى اٰذَانِهِمْ مِنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَالْمَوْتِۜ وَاللّٰهُ مُح۪يطٌ بِالْكَافِر۪ينَ{١٩}

يَكَادُ الْبَرْقُ يَخْطَفُ اَبْصَارَهُمْۜ كُلَّمَٓا اَضَٓاءَ لَهُمْ مَشَوْا ف۪يهِۙ وَاِذَٓا اَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُواۜ

وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَاَبْصَارِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَد۪يرٌ۟{٢٠}

-“O münafıkların misali şu kişinin hâline benzer ki, bir ateş yakmak istedi. Ateş, çevresinde olan şeyleri aydınlattığında, Allah onların nurunu giderdi ve kendilerini karanlıklar içinde terketti, bir şey görmezler.

Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık bunlar dönemezler.”

-“Yahut onların misali, semadan gelen sağanak yağmura tutulmuş kimselerin hâline benzer. Onda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek var. Ölüm endişesiyle, yıldırımlara karşı parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. Allah kâfirleri kuşatmıştır.

Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek. Her ne zaman şimşek onlara ışık verse, ışığında yürüyorlar. Üzerlerine karanlık yaptığında ise, dikiliyorlar. Allah dilemiş olsaydı elbette işitmelerini de, gözlerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.” (Bakara, 17-20)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir