Çocukken Öğrenmek

Küçükken öğrenmek taşa nakşetmek gibidir. Büyükken öğrenmek ise, suya yazmaya benzer. Eğitim uzmanları, çocuğu bir balmumuna veya donmamış bir betona benzetirler. Bu balmumuna istediğiniz şekli verebilir, bu donmamış betonda istediğiniz izi bırakabilirsiniz. Kur’an’ın ifadesiyle “Hiç bir şey bilmez bir halde dünyaya gönderilen” bu sevimli masum yavrular, hem iyilik hem de kötülük yapabilecek kabiliyettedirler. Bu günün büyüklerinde çocukluk döneminin çok derin izleri vardır.

Selahaddin Şimşek şöyle der: “Engel olunmayan kötülük engel olunamaz olur. Ejderhalar doğduğunda yavruydular.”1

Çocuğu çevresi şekillendirir. Başta anne- babası, sonra yakınları bilerek veya bilmeyerek o çocuğa çok şeyler verirler. Mütecessis canlı bakışlarla etrafı süzen, çevresinde olup biten her şeyi derin bir hayretle izleyen çocuk her an yeni bilgiler, yeni beceriler kazanır.

Küçük Şey Yoktur” kitabının yazarı Kemal Ural, ailede çocuk eğitiminin önemini şöyle anlatır:

0-6 yaş… kişiliğin temel taşlarının atıldığı, köklü alışkanlıkların kazanıldığı dönem…

Çocuğun ince- zayıf- güçsüz bileklerine, alışkanlığın bükülmez kelepçesi bu dönemde takılır.

Bu dönemde filizlenir ağaç olacak tohum…

Bu dönemde açılır zihinde derin izler ve o izlerle kurar yuvasını örnekler…

Tüm değerler çocukta 0-6 yaş döneminde maya tutar, 6-12 yaş döneminde çiçeklerini açar, tüm hayat süresince de meyvelerini verir.

0-6 yaş grubu bir ulusun kaçırdığı ya da kazandığı en değerli fırsattır. Bu boşluğun yerini hiçbir şey dolduramaz. Her şeyin yeri, zamanı, değeri ayrı. Bu eğitim sonradan asla verilemez ona.

Öğrenmek değil, asıl öğrendiğini unutmak zordur. Çocuk bu yaşa kadar öyle şeyler görür, öyle şeyler anlar ki, bundan sonra edineceği bilgi onun yanında hiçtir. Kulakları her gün yalanlarla dolarak büyüyen bir çocuğa “erdem”den söz etmek için geç kalınmıştır artık!”2

Bugün pek çok Batı ülkesinde okul öncesi eğitim zorunludur. Mesela Hollandada dört yaşından itibaren çocuklar okula alınır. İsteyen aileler, iki buçuk yaşından itibaren çocuklarını anaokullarına gönderebilirler. Avrupada, öğrenmenin en hızlı ve kalıcı dönemi değerlendirilerek “iyi vatandaş” yetiştirilmesine çalışılır. Bu tarz bir eğitimin neticesinde, bu insanların çok büyük bir kısmı kurallara ve kanunlara itaat eden kimseler olurlar.

Ülkemizde ise, okul öncesi eğitimin sihirli gücü henüz keşfedilmemiş gibidir. Yeraltı kaynaklarımız gibi yer üstü kaynaklarımız da keşfedilmeyi ve işletilmeyi beklemektedir. Bu yapıldığında, çoktan beri özlemini çektiğimiz “Asım’ın nesli” gelecek, iyi insanlar her tarafta sıkça görülecektir.3

1 Şimşek, s. 26

2 Ural, Kemal, Küçük Şey Yoktur, s.110

3 Merhum Mehmet Akif, Çanakkale şiirinde “Asım’ın nesli diyordum ya… nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.” der. Asım, Köse İmamın oğludur. “Asım’ın Nesli” tiplemesi “ideal yeni nesil” manasında kullanılmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir