Bilgi – Amel İlişkisi

Bilgi güzeldir. Daha da güzeli, bilginin amele dö­nüşmesidir. Kur’ân-ı Kerim’de, pek çok yerde “iman eden ve salih amel işleyenler için cennetler vardır”1 denilmesi düşündürücüdür. Bu âyetlerde, sadece imanın yeterli olmadığına; iyi amellerin bu imanı süslemesi gerektiğine işaret vardır. İman, bir iddiadır, ameller bunun isbatıdır. Amelsiz iman, meyvesiz ağaç gibidir.

Yahudiler hakkında şu İlâhî tespit, ne kadar anlam­lıdır: “Kendilerine Tevrat verilip de, sonra ona göre yaşamayanların hali, kitap yüklü merkebe ben­zer.”2 Kıymetli kitapları taşıyan merkep, sırf bun­ları taşımakla merkeplikten kurtulamadığı gibi, bilgi­sini amele dönüştüremeyenler de, bilgi hamallığından kurtulamazlar. Kur’ân-ı Kerim, bu konuda şu hatırlat­maları yapar:

Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emreder de, kendi nefsinizi unutur musunuz?”3

Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylü­yorsunuz?”4

Söylediğini uygulamayanların sözleri, sahte mermi­ler gibi etkisizdir. Söze tesir kazandıran, kâlin (sözün) hâl olmasıdır. Sözgelimi ağzında sigara olan birinin sigaranın za­rarlarını anlatması anlamsızdır.

Toplumumuzda yaşanan sıkıntıların mühim bir se­bebi de, işin teorikten pratiğe dönüşmemesi olayıdır. Tabir caizse, işin hep edebiyatı yapılmakta, uygula­maya geçilmemektedir.

Geleceğin bilgi toplumunu, bilgisini tatbik edenler kuracaktır.

1 Meselâ, Bakara, 25, 82, 277; Nisa, 57; Hud 23; Kehf, 2…

2 Cum’a, 5.

3 Bakara, 44.

4 Saff, 2.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir