Kur’an-ı Kerim, bütün insanlığa son evrensel mesajdır. Âlemlerin Rabbi, bu kelamıyla insanlara hitap etmiş, âlemin sırlarını, dünya ve ahiretin durumlarını, haram ve helalleri anlatmıştır.
Ülkemizde en çok okunan kitabın Kur’an olması, güzel ve sevindirici bir durumdur. Kur’anın gönderildiği dil Arapça olması hasebiyle, insanımızın pek çoğu onu doğrudan anlayamaz. Ancak, İlahiyat eğitimiyle, özel gayretlerle, meâl ve tefsirlerle bu eksiği tamamlamak mümkündür.
İnsanımız genelde Kur’anı baştan başlayıp sona kadar okumak, yani hatim yapmak suretiyle okur. Okuduğunu da vefat edenlerin ruhuna bağışlar. Gerçi vefat edenlerin ruhuna onu bağışlamak güzeldir, hatta bazı rivayetlerde teşvik de edilmiştir. Ama bunu yaparken sırf bununla yetinmemek gerekir. Çünkü o, asıl olarak ölüler için değil, diriler içindir.
Bu mânâyı, halkımızın en çok okuduğu surelerden biri olan Yasin suresinde şöyle görürüz:
“O, sadece bir zikir ve apaçık bir Kur’ân’dır.
“Diri olanları uyarmak içindir…”1
İşte, Kur’anı anlamaya çalışmak, manevi hayat göstergesidir ve âlemlerin Rabbinin hitabına ciddi bir muhatap olma olayıdır.
1 Yasin, 69-70
