Onuncu Bölüm, BAŞTAN AYAĞA BEDEN DİLİ

Baş hareketleri

Baş, beden ülkesinin başkentidir.

Baş, insanın en kapasiteli bir organı olup, bünyesinde yüz, göz, saç gibi nice azaları barındırır. Başın kendisi beden dili açısından nice manaları ifade ettiği gibi, kendisinde bulunan azalar da çok şeyler söyler.

Sıra dışı insanların başı genelde diğer insanlara göre daha büyüktür, “Başı dik olmak” bir durum, “dik başlı olmak” daha farklı bir durumdur. Tasdik edici bir şekilde başı sallamakla, “hayır, olmaz” anlamında başı sallamak ayrı şeylerdir. Anlayanlar için saçın rengi ve şekli o kişi hakkında çok şeyler anlatır. Sözgelimi saçın sertliği, mizacın sertliğine bir alamet olarak değerlendirilir.

Baş, bazen saygı ile eğilir, bazen de mahcubiyetten… İnsanın baş durumuna bakılarak o kimsenin mütevazı mı yoksa kibirli mi olduğu kolayca ayrıt edilebilir. Ağarmış bir saç, yılların çilesinin veya tecrübesinin canlı bir şahididir.

Alaylı bir şekilde baş sallamak

Müşrikler “Biz toprak olduğumuzda mı yeniden dirileceğiz” deyip öldükten sonraki hayatı inkâr etmektedir. Kur’an, bu konuda şöyle der:

Dediler ki: Biz, bir yığın kemik ve ufalanmış toz olduğumuz zaman mı, yeni bir yaratılışla diriltilmiş olacağız?

De ki: İster taş olun, ister demir. İsterse gönlünüzde büyük olan başka bir şey olun, fark etmez.

Onlar, ‘Bizi kim tekrar diriltecek?’ diyecekler.

De ki: ‘Sizi ilk defa yaratmış olan!’

Sana alaylı alaylı başlarını sallayarak ‘bu, ne zaman?’ diyecekler.

De ki: Bakarsınız pek yakındır!”1

Bunlar gibi kimselerin kıyametteki durumu ise şöyle anlatılır:

O gün, başlarını dikerek koşacaklar. Gözleri kendilerine dönmez ve gönülleri bomboştur.”2

Yani o zalimler kıyamet günü kendilerini çağırana süratle icabet ederler. Kalpleri ise, içinde bulundukları şiddetli şaşkınlık ve dehşetten dolayı, bir şey anlamaktan uzak, bomboş bir hâldedir.

Ak saç

Arada istisnaları olsa da, genelde insanların saçları otuz yaşından sonra ağarmaya başlar. Bazılarında aklar azdır, ama bazı insanlarda ise saç tamamen ağarabilir.

Hz. Zekeriya, yaşlandığında saçı tamamen ağarır. Bir duasında, saçının aklığını âdeta şefaatçi gibi zikrederek şöyle der:

Ya Rabbi, kemiğim zayıflayıp gevşedi. Baş, yaşlılık aleviyle tutuştu. Sana dua ettiğimde de ey Rabbim, hiç mahrum olmadım…”3

Ak saç, yılların çile ve tecrübelerinin mücessem bir tezahürü gibidir. Ancak halkımız arasında “her gördüğün sakallı baban değildir” denilmesi misali, her ak saçlıyı “tecrübeli bir bilge” olarak görmek doğru olmaz.

Başını eğmek

İnsan bazen suçsuz olduğu hâlde mahkemeye sevk edilebilir. Mahkemede, suçlu kimseyle suçsuz kimsenin duruşu arasında çok fark vardır. Suçsuz kimsenin başı dik iken, suçlu kimse başını eğmiş bir hâldedir.

Ahiretin mahkeme-i kübrasında yani büyük mahkemesinde, ilahi hükümlere muhalefet etmiş mücrimlerin (suçluların) durumu şöyle anlatılır:

O mücrimleri, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak şöyle derlerken bir görsen: Ey Rabbimiz! Gördük ve işittik. Bizi dünyaya geri gönder de salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız.”4

1 İsra, 49-52

2 İbrahim, 43

3 Meryem, 4-5

4 Secde, 12

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir