Takva elbisesi giymeden
gerçek bir tesettür sağlanamaz.
Bir önceki konuda geçen ayette açlık ve korku elbisesi nazara verilmişti. Şu ayette ise, başka bir elbiseden söz edilir: Takva elbisesi.
“Ey Âdemoğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek ve süs olacak elbise indirdik. Fakat takva elbisesi en hayırlısıdır…”1
Hem takva, hem elbise her ikisi de libastır. Biri kalbin avretlerini örter ve onu süsler. Diğeri cismin avretlerini örter ve süsler. Bunların her ikisi, birbirinin lazımıdır.2
Takva kelimesi korunmak, sakınmak anlamındadır. Allah’a itaatle O’nun cezasından kendini korumak, nefsi cezaya ehil kılacak şeylerden korumak, hep takvadır.3
Takva elbisesi için “iffet-hayâ” da denilmiştir. Çünkü mü’min elbiseden çıplak da olsa avreti yine görülmez. Facir ise, giyinik de olsa avreti açık olur.4 Hamdi Yazır’ın ifadesiyle, “takva hissi, haşyet ve imanı, hayâ ve irfanı olanlar zorunlu olarak çıplak bile kalsalar, en azından Âdem ve Havva’nın yapraklarla tesettür ettikleri gibi ayıp ve avretlerini örter, muhafaza ederler…”5
Bütün bu manalar âdeta birbirinin lazımı kabilindendir. Çünkü günahlardan uzak tertemiz bir hayat yaşamak ancak Allah korkusu, iman, vakar gibi güzel vasıflara sahip olmakla mümkündür.
Takva elbisesine sahip olan biri, bakışıyla, duruşuyla, yürüyüşüyle, kısacası her hâliyle hemen belli olur. Feraset ehli kimseler, takva libası giyenleri bu libastan mahrum kalanlardan kolayca ayırt ederler.
1 A’raf, 26
2 Kutub, Fi Zılali’l-Kur’ân, III, 1278
3 Seyyid Şerif Cürcani, Ta’rifat, Daru’l- Kütübi’l- İlmiyye, Beyrut, 1983. s. 65
4 Râzî, XIV, 52
5 Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, III, 2146
