Zenginlerin malları içinde fakirlerin hakları vardır.
Dolayısıyla, esas olan lüks değil, sade bir hayattır.
İnsanlar geçim noktasında farklı yaratılmışlardır. Kimi zengin kimi fakir, kimi patron kimi işçi… Şüphesiz böyle bir yaratılış insanların imtihan edilmeleri içindir. Durumu iyi olanlar hallerine şükretmeli ve durumu iyi olmayanlara yardım etmeli, fakir olanlar da sabredip durumlarını düzeltmeye çalışmalı…
Ama ne hazindir ki, maddi durumu iyi olan nice insan fildişi kulelerinde kendi hayatlarını yaşar, onların desteğine ve yardımına muhtaç olan kimseleri hatırına bile getirmek istemez.
Böyle vurdumduymaz bir hayat, toplumda sıkıntıya yol açar. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”1
İmkân sahiplerinin -meşru olmak şartıyla- bir derece rahatlarını ve keyiflerini düşünmeleri makul ise de, tamamen lüks ve israf içinde bir hayat yaşamaları dinen asla uygun değildir. Peygamber Efendimiz, elinde geniş imkânlar varken de sade bir hayat yaşamayı esas almış ve elindeki imkânları fakirlerle paylaşmıştır.
Hasan-ı Basrî’ye nisbet edilen şu ifade, konumuz açısından gayet manidardır:
“Bir adamın servetinin nereden geldiğini öğrenmek istiyorsanız, nereye harcadığına bakınız.”
1 İbn Ebi Şeybe, Kitabu’l-iman, (nşr. el-Albanî), s. 33; Hakim, Müstedrek, IV, 183, Hadis no: 7307
