Öğrendiğimiz bilgileri, şu şekilde kısımlara ayırmak mümkündür:
1. Gündelik bilgi
2. İlmî bilgi
3. Felsefî bilgi
4. Enfüsî bilgi
5. Gaybî bilgi.1
Bunlar da kendi aralarında, “farz-ı ayn ilimler, farz-ı kifaye ilimler, faydalı bilgiler, faydasız bilgiler” şeklinde ayrıca değerlendirmeye tâbi tutulabilir.
Farz-ı ayn ilimler: Herkesin öğrenmekle mükellef olduğu bilgileri içine alır. Meselâ, her Müslümanın Kur’ân’ı bilmesi bu türdendir.
Farz-ı kifaye ilimler: Bazı insanların bilmesiyle, diğerlerinin bilmesine gerek olmayan ilimler bu gruba girer. Meselâ, her Müslümanın ayrıntılarıyla fıkıh bilmesi farz değildir. Bir mesele olduğunda danışabilecekleri kişilerin mevcudiyeti, onları böyle bir sorumluluktan kurtarır. Doktorluk da aynı şekildedir.
Faydalı ve faydasız bilgiler: Bir hadis-i şerifte, malayanî şeylerden kaçınmak, Müslüman kişinin kemâlinden sayılmıştır.2 Bir kısım şeyler vardır ki, onları bilmek bilgi olduğu halde, faydalı değildir. Meselâ, dünyanın bütün futbol takımlarıyla ilgili her türlü teferruatı bilen birisi, aslında çok şey biliyordur. Fakat bu bilgi, ne dünyaya, ne de âhirete yarayacak bir özelliğe sahip değildir. Peygamberimiz (a.s.m.), bir kısım şeylerden Allah’a sığınırken “fayda vermeyen ilimden” de Allah’a sığınmıştır.3
Günümüzde pek çok insan, “genel kültür” adı altında pek çok lüzumsuz bilgiyle, hafızasını çöplüğe dönüştürmüştür. Hâlbuki seçici olmak gerekir. Çürümüş gıdalar mideye sokulmadığı gibi, faydasız bilgiler de akıl midesine alınmamalıdır.
1 Ülken, Hilmi Ziya, Genel Felsefe Dersleri, s. 49-50.
2 Tirmizi, Zühd, 11; İbn-i Mace, Fiten, 12.
3 Tirmizi, Daavât, 68.
