Toplumsal karakter

Fertlerin bir karakteri olduğu gibi,

toplumların da kendilerini yansıtan bir karakteri vardır.

Hemen her toplumun kendine göre belli bazı karakter özellikleri olur. Toplumu meydana getiren fertlerin çoğunda görülen bu karakter tipine “toplumsal karakter” denir. Mesela, bir toplum rüşvete karşı son derece tepkili iken, bir başka toplumda böyle bir cürüm âdeta günlük hayatın bir parçası hâline gelmiş olabilir. Her insan ayrı bir âlem olduğundan herkesi belli bir kalıba sokmak çok zor olmakla beraber, özellikle ideolojilerin şekillendirdiği toplumlarda, fertler büyük ölçüde belli kalıplara girmiş olabilir. Böyle toplumlarda, faziletli kimseler yetiştirmek yerine “sisteme bağlı tek tip insan” yetiştirmek esas alınmıştır.

Firavun modelini” buna örnek olarak verebiliriz. Despotizmin en belirgin bir prototipi olan Firavunla ilgili Kur’an şöyle anlatır:

Böylece Firavun kavmini istihfaf etti, onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar fasık bir kavim idi.1

Yani, Firavun onları akıllarını kullanmaz hâle getirdi, kişiliksiz, kimliksiz bir “sürü” yaptı. Böylece, kemiksiz omurgasız oldular, Firavunun yaptığı zulme boyun eğdiler, onun yaptığı yanlış icraatları sorgulamadılar. Firavun sistemine uyumlu “bendeler” hâline geldiler.

Ayette “Çünkü onlar fasık bir kavim idi” denilmesi, onların niçin Firavunun istediği gibi bir toplum olduklarını bize anlatır. Yani Firavunun arzuladığı şekilde sosyalleştiler ve onun planladığı gibi bir kalıba girdiler. Bunun sonucu olarak “salih bir toplum” yerine “fasık bir toplum” oldular.

Şayet salih bir toplum olabilselerdi, Firavun onların başında barınamazdı. Zira Firavun gibilerin saltanatı, halk uyanıncaya kadardır.

1 Zuhruf, 54

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir