Şehir münafıkları, bedevi münafıklara göre daha profesyoneldir.
İnsanın doğal hâli, onun gerçek kimliğini yansıtır. Toplum içinde ise insanlar âdeta maskeli balodadır.
Köy ve sahrada yaşayanların sade bir hayatları olur. Genelde içleri ve dışları birdir. Sözleri ve özleri arasında fazla bir mesafe yoktur. Şehirde yaşayanlar ise, sosyal ilişkilerin yoğunluğu sebebiyle köy ve sahradaki sadelik ve safvet hâlini kolay kolay yakalayamazlar. Yaşadıkları olaylar, onları çoğu kere gerçek kimliklerinden farklı hareket etmeye ve farklı konuşmaya sevk edebilir. İlgili bir Kur’an ayetinde, Hz. Peygambere hitaben şöyle denilir:
“Çevrenizdeki bedevilerden münafıklar var. Medine halkından da nifakta tecrübeli olanlar var. Sen onları bilmezsin. Onları biz biliriz…”1
Şehir münafıkları, münafıklıkta inatçı, mümarese peyda etmiş, tamamen kaypaklaşmış kimselerdir. Sırlarını iyi gizlerler. Takiyye yaparlar. Töhmet mevkilerinden kaçarlar. Yağ gibi suyun yüzüne çıkmaya alışkındırlar. Öyle ki, bir vahiy gelmeyince, Rasulullah bile, onları doğrudan tanıyamaz.2
“Lord Palmerston” olarak bilinen Henry John Temple (ö. 1865) İngiliz başbakanlarından olup ülkesinin diplomasi karakterini belirleyen önemli kişilerden biridir. Lord Palmerston, ülkesinin dış politikasını şu cümleyle özetler: “İngiltere’nin ebedi dost ve düşmanları yoktur, değişmez çıkarları vardır.”3
İngiltere’nin dış politikada ikinci bir düsturu ise şöyle ifade edilir: “Yapacağımız bir savaşta düşmanlarımız mağlup, dostlarımız yorgun olarak çıkmalıdır.”
Dikkat edilirse, her iki düstur da bir çeşit münafıklık yapmadan uygulanamaz.
1 Tevbe, 101
2 Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, IV, 2611
3 Ali Nur Kutlu, 27 Ekim 2013, Yenişafak Gazetesi, https://www.yenisafak.com /yazarlar/alinurkutlu/diplomaside-lord-palmerston-kuralina-kari-vicdanli-erdogan-ilkesi-40253. Erişim tarihi: 21.06.2018
