Kuşlardan konuşan, sadece Hüdhüd değildir.
Kuşların dillerini bilmiyoruz. Ama onlar binlerce yıldır üzerimizde uçmalarıyla bize “siz de uçabilirsiniz, bizi inceleyin ve havanın sırlarını araştırın, Allah’ın koyduğu kanunlardan istifade ile siz de havaya binin” mesajını vermişlerdir.
Hz. Süleyman, kendisine verilen nimetleri sayma sadedinde şunu da nazara verir:
“Bize mantık-ı tayr (kuşdili) öğretildi.”1
Hamdi Yazır, ayet metninde geçen mantık-ı tayr ifadesinin “kuşdili” şeklinde tercümesini yeterli görmez. Metinde geçen ifadenin kuşların havadan istifadesine de işaret ettiğini, dolayısıyla bu ifadede uçma ilmine de bir işaret olduğunu söyler.2
Nitekim Hz. Süleyman böyle bir ilme sahip idi. Başka ayetlerde anlatıldığı üzere, Hz. Süleyman kuşlar gibi havadan istifade ediyordu.3
Hz. Süleyman ordusuyla sefere çıktığında, emrindeki kuşlardan biri olan Hüdhüd’le olan macerasını Kur’an bize şöyle nakleder:
“Ve kuşları gözden geçirdi. Ardından şöyle dedi:
Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı? Kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım veya onu boğazlayacağım, ya da bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirir.
Derken çok beklemedi, Hüdhüd çıkageldi ve şöyle dedi:
Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.
Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden bir kadın gördüm.
Kendisine her şeyden verilmiş ve onun büyük bir tahtı var.”4
1 Neml, 16
2 Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, V, 3666
3 Misal olarak Enbiya 81, Sebe 12 ve Sad 36. ayetlere bakılabilir.
4 Neml, 20-23
