Yiğit ve Engeller

Yiğit, engelleri birer birer aşabilendir

Engeller aleyhimize değil, lehimizedir. Başarının önemli bir anahtarı, yoğun engellemedir. Büyük başarılara imza atan insanların hayatları incelendiğinde, hemen hemen hepsinin başarıya giden yolda yoğun engellerle karşılaştıkları görülür.

Hayat, engelli bir koşuya benzer. İnsan, zaman zaman engellere takılıp düşebilir. Fakat hemen kalkıp yarışa devam etmelidir.

Masum bir tabiata sahip olan melekler, engelsiz bir yolda yollarına devam ederler. Bundan dolayı onlar için ilerleme veya düşme söz konusu değildir. İnsan ise, binler engel arasında düşe kalka yoluna devam eder. Mesela nefis bir engeldir. Nefse vesvese veren, onu tahrik eden şeytan bir engeldir. Kötü arkadaş çevresi bir başka engel… Nefsin kötü arzuları olan menfaate düşkünlük, cimrilik, benlik, enaniyet… hep birer engeldirler.

Yiğit, önce kendini aşar. Çünkü kendini aşamayan etrafına taşamaz. Küçük engellere takılanlar büyük hedeflere varamazlar. Şeytan ve kötü çevre, insana kötülükleri telkin ederler, ama zorla bir şey yaptıramazlar.

Engeller her yerde karşımıza çıkar. Fakat bu engellerden yılmamak, korkmamak lazımdır. İnsan suya düşünce değil, suda yüzemeyince boğulur. Onun gibi, takılmadıktan sonra engelin varlığı aleyhimize değil, lehimizedir. Mesela, sağ el devamlı çalıştığı için sol ele nisbetle daha güçlüdür. Bir boksörün karşısına güçlü rakiplerin çıkması, değerlendirebilirse lehinedir. Çünkü devamlı zayıf rakiplerle dövüşen bir boksör, seviyesini yükseltemez.

Şair Mütenebbi şöyle der:

Kişi her arzuladığını idrak etmez.

Rüzgâr gemilerin keyfine göre esmez.”

Asıl hüner, ters istikametten esen rüzgâra rağmen yol alabilmektir. Büyük zatlar, engelsiz bir hayat yolunda yürüdüklerinden değil, engellere rağmen yol aldıklarından başarılı olmuşlardır.

Mesela, İslam âleminde yetişen büyük âlimlerden İbn Hacer, önceleri ilimde başarılı olamaz. “Herhalde ilim bana göre değil. En iyisi köyüme döneyim” diye düşünüp medreseden ayrılır. Dönüş esnasında bir mağarada dinlenirken bir şey dikkatini çeker: Üstten damlayan sular altta bir oyuk açmıştır. İbn Hacer kendi kendine, “bu yumuşak sular, hep aynı noktaya düşerek orada bir oyuk meydana getirmişler. Ben de anlamadığım bir meseleyi çok tekrarla okusam, herhalde zihnime nakşederim. Zihnim taştan daha sert değil ya!” diye düşünür. O heyecanla medreseye döner ve neticede yüzlerce kitabın müellifi büyük bir âlim olur.

Yiğit, bazan geri adım atmak zorunda kalabilir. Ama iyi değerlendirebilirse, bu hal onun ileriye sıçramasına vesile olacaktır.

Şu da bir gerçektir ki, engelleri aşa aşa hedefe gitmenin apayrı bir lezzeti vardır. Kolay elde edilen elden kolay çıkar, güç elde edilen ise, kolay kolay kaybedilmez.

Başarıya ulaşmada başarısızlıkların da rolü vardır. Çocuk, ilk yürüme denemesinde yere düşer. Fakat denemelerine devam ederek, yürümeye, hatta koşmaya başlar, maratonlarda dünya birincisi olur.

Anlatılır ki, Edison ampulün içine konacak 3000’e yakın maddeyi denemiş, sonuç alamamış. “Buna rağmen hala devam edecek misin?” diyenlere büyük kâşif şu cevabı vermiş: “3000 maddeyi denedik, hiçbir netice alamadık. Fakat bu denemelerden 3000 maddenin hiçbirinin işimize yaramayacağı sonucunu almadık mı?”1

Kemal Ural’ın ifadesiyle, “isabet kaydetmeyen oklar da sonuçta pay sahibidir.”2

Ama şu asla unutulmamalıdır: Engeller takılmak için değil, aşılmak için vardır.

1 Kemal Ural, Küçük Şey Yoktur, s. 232-233

2 Ural, s. 232

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir