Tabiattaki İlâhî kanunlardan biri de, ıstıfadır. Yâni varlık âleminde devamlı bir seçilme, bir sâfileşme söz konusudur. Hamdi Yazır, bunu şöyle ifade eder:
“Hilkat, mutlak bir ıstıfaya müteveccihtir.” (II, 1183)
Meselâ, içinde bulunduğumuz yer küre bir zamanlar bir ateş kütlesiydi. Bu ateş kütlesi nice merhalelerden geçirildi, tasfiye ameliyelerine tutuldu, bunun sonucu olarak “yaşayan gezegen” haline geldi.
Keza cansızlardan canlılar, canlılardan ruh sahipleri, ruh sahiplerinden insan, insanlardan peygamberler, peygamberlerden Hz. Muhammed (asm) seçilmiştir. Şöyle ki:
Peygamberler, seçkin insanlardır. Onlar içinde Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Peygamber Efendimiz “ulûl-azm” olarak daha ön plana çıkmıştır. (Ahkaf, 35) Bu beşi içinde de Peygamberimiz çok özel bir konuma sahiptir. “Âlemlere rahmet olarak gönderilmesi,( Enbiya, 107) âlemlerin O’nun yüzü suyu hürmetine yaratılması” bu özel konumu gösterir. (Aclûnî, Keşfu’l-Hafa, II, 214) Zaten Mustafa olması da böyle bir seçilmişliği beyan etmektedir. O, varlık piramidinin zirve şahsiyetidir.
