Harikalar

Bir kısım felsefeciler, âlemi mekanik bir âlete benzetirler. Onlara göre, Allah bu mekanik âleti kurmuş, çalıştırmıştır; artık gerisine karışmamaktadır. Yine onlara göre, insanlık âleminde mûcizelere, kerametlere, harikalara yer yoktur!

Hamdi Yazır, bu meselede şöyle der:

Tabiî ilimler, tabiat dışı harikaları inkâr ettirecek bir zaruret değil, tersi mümkün olan bir câri âdeti ifade eder.” (II, 1087)

Meselâ, ateş ile yakmak Allah’ın bir âdetidir. Fakat Allah dilediğinde ateşe ‘yakma!’ emrini verir ve ateş yakmaz. Nitekim Hz. İbrahim’i yakmamıştır. (Enbiya, 69)

Öte yandan bu âlemde süreklilik arzeden ve sünnetullah denilen ilahi kanunlar olduğu gibi, bu kanunlar içinde zaman zaman görülen sıra dışı harika haller de vardır. Hamdi Yazır buna şöyle dikkat çeker:

Harikalar, kulların ızdırar zamanlarında Allahu Teâlâ’nın hususî inayetidir.” (I, 267)

Bu hususî inayet, tarih boyunca değişik olaylarda kendini hissettirmiştir, günümüzde de kendini hissettirmektedir. Onuncu katın balkonundan düşüp, burnu bile kanamadan kurtulan çocuklar; uçuruma yuvarlanan araçtan sapasağlam çıkan insanlar… bu hakikatin birer şahididirler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir