Çıplak giyinikler!

Kendini tesettürlü zannetmek ayrı,

gerçekten tesettürlü olmak ayrıdır.

Hz. Âişe’den rivâyete göre, bir gün Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ, ince bir elbise ile Allah Rasülünün huzuruna girmişti. Rasulullah ondan yüzünü çevirdi, kendi el ve yüzüne işaret ederek şöyle buyurdu: “Ey Esma! Şüphesiz kadın erginlik çağına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir.”1

Peygamber efendimiz bir hadislerinde ahir zamanda bir kısım kadınların kâsiyâtün âriyât “giyinmiş ama çıplak” olacaklarını anlatır. Şöyle ki:

Cehennemliklerden, şimdiye kadar görmediğim iki sınıf vardır:

-Biri, yanlarında sığır kuyrukları gibi kamçılar bulunup, onlarla insanları döven bir kavim.

-Diğeri de, giyinmiş çıplak, meylettiren, başları develerin hörgüçleri gibi olan birtakım kadınlar.

Bunlar cennete giremeyecek, cennetin kokusu çok çok uzaktan duyulmakla beraber, onun kokusunu da duyamayacaklardır.” 2

Ahir zamandan haber veren nice hadisin tahakkukunu gördüğümüz gibi, günümüzde bu hadisin de gerçekleştiğini görmekteyiz. Kadınların giydikleri şeffaf çoraplar, dar kıyafetler ve yırtmaçlı elbiseler bunun bir isbatıdır.

Hadis metninde geçen “mümîlât” ifadesi “başkalarını kendilerine meylettiren veya başkalarına bunları öğretenler” gibi manaları taşıyabilir. Bu ikinci manaya göre, şöyle bir incelik olur: Bazı kadınlar, kendileri erkekleri baştan çıkarmak için dinin ölçülerine ters işler yaptıkları gibi, kendi hallerinde kalmazlar, bunu bir hayat felsefesi haline getirip başka kadınları da kendileri gibi yapmaya çalışırlar.

1 Ebu Davûd, Libâs, 31

2 Müslim, Libâs, 125

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir