Hristiyanlar sadece Hz. İsa’yı ilahlaştırmakla kalmamışlar, “Onlar alimlerini ve ruhbanlarını Allah’tan başka rabler edindiler” ayetinin hükmünce, din adamlarını da kutsallaştırmışlardır.1 Yani, onların helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kabul etmişlerdir. Ehl-i Kitab, ahbar ve ruhbana ibadet etmediler, lakin Allahın dinini bırakıp onların koydukları esaslara uydular. Bu ise, körü körüne taklitten başka bir şey değildir.
Bu ayet, insanların efendi ve önderlerine kayıtsız şartsız itaatlerini de reddeder. Kur’an, ehl-i kitaba şu çağrıda bulunur:
“Ey ehl-i Kitab! Bizimle sizin aranızda ortak bir kelimeye gelin: Ancak Allaha ibadet edelim. Hiçbir şeyi O’na ortak yapmayalım. Bazımız bazımızı Allahtan başka rabler edinmesin.”2
Şu da unutulmamalıdır: Ağasına taparcasına itaat eden, patronunun meşru olmayan emirlerini yerine getiren, amirinin gözüne girmeyi hayatının en yüce gayesi bilen kimseler, bilerek veya bilmeyerek o kimseleri rab edinmiş olurlar.
1 Tevbe, 31
2 Âl-i İmran, 64
