Hz. Peygamber’e iki cihetle bakabiliriz:
1-Risalet yönü.
2-Beşeriyet yönü.
Risalet yönüyle Hz. Peygamber “O kendi hevâsından konuşmaz. O’na gelen ancak bir vahiydir” ayetinin mazharıdır.1 Beşeriyet yönüyle ise, içtihatla mükelleftir. Mesela Bedir esirlerine ne yapılacağı hususunda vahiy gelmeyince Hz. Peygamber fidye karşılığı onları serbest bırakmak içtihadında bulunmuş, daha sonra gelen vahiy O’nun içtihadını iptal etmemekle beraber şu hükmü bildirmiştir:
“Hiçbir peygamber için, yeryüzünde ağır basmadıkça esirleri bulunmak doğru değildir. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Hâlbuki Allah, ahireti diliyor, Allah Azîz’dir, Hakîmdir. Şayet Allah’tan (ezelde verilmiş) bir hüküm olmasaydı aldığınız şeyler sebebiyle size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.“2
Bu örnekte görüldüğü gibi, Hz. Peygamberin içtihadında isabet olmadığında İlahi vahiyle düzeltilmesi vardır. Başkaları için ise böyle bir teminat söz konusu değildir.
1 Necm, 3-4
2 Enfal, 67-68
