Görülmeyen yok mudur?

İki lise öğrencisi kendi aralarında tartışıyorlardı. Bunlardan Ahmet inançlı biri, Kaya ise inkârcıydı. Kaya, “ben görmediğime inanmam” diyerek Allah’ı, melekleri, âhireti… inkâr etti.

Vakit gece vaktiydi. Ahmet ayağa kalktı, elektrik lambasının düğmesini kapattı.

Şimdi bak bakayım bana, beni görebiliyor musun?” dedi.

Kaya “ hayır, göremiyorum” deyince Ahmet taşı gediğine koydu:

Sen beni görmüyorsun diye, şimdi ben yok muyum?”

Görmediğime inanmam” fikri, tarih boyunca nice insanın inkârına sebep olmuştur. Hâlbuki şu âlem görmediğimiz nice varlıklarla doludur. Aklımızı, merak ve sevgi gibi hislerimizi görmüyoruz. Teneffüs ettiğimiz havayı görmüyoruz. Havadaki nice sesleri, televizyon dalgalarını, X ışınlarını görmüyoruz. Hatta ilim adamlarının dediğine göre “kâinatı âdeta anahtar deliğinden seyrediyoruz”

Görmediğime inanmam’ fikri, aslında küfür ve inkâra sebep olacak bir kuvvette değildir. Yıllar önce bir karikatürde görmüştüm: Adamın biri uçurumdan aşağıya yuvarlanıyor. Düşerken kendi eline tutunuyor, tuttuğu şey kendisinden bir parça ve kendisi gibi düşmekte iken o sevinçle “tuttum, artık düşmem” diyor.

İşte, küfür ve inkâr böyle zayıf, böyle temelsizdir. Ama sırf bir şeyle ikna olmak ve teselli bulmak için bazıları böyle temelsiz fikirleri sağlam zannedip, kendilerini aldatmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir