Biraz da müzik

Anadolu’daki liselerimizden birine İstanbul’dan bir genç gelir. Öğrenciler genelde muhafazakâr- dindar bir çizgide iken bu genç Batı hayranıdır ve arkadaşlarını da buna teşvik etmektedir. Ona göre para orada, medeniyet orada, her türlü güzellik oradadır…

Öğrenciler bu yeni arkadaşlarının aşırı fikirlerinden rahatsızlık duymakla beraber, şehirlerinde bir nevi misafir saydıklarından pek de üzerine gitmezler, durumu idare ederler.

Bir gün Edebiyat dersinde bu “çağdaş delikanlı” bir fırsatını bulur, Batı müziğini methe başlar. Bizim klasik musikimizi yere batırır, Batının müziğini ise göğe çıkarır. Bu son taşkınlık üzerine sınıfın başarılı öğrencilerinden Yusuf, söz hakkı ister, şunları söyler:

Köpekler üzerinde yapılan bir araştırmada bu hayvanların manadan değil, hal ve hareketlerden anladıkları ortaya çıkmıştır. Şöyle ki: Köpeklere güler yüzle küfretmişler köpeklerin hoşuna gitmiş, kuyruk sallamışlar. Asık suratla güzel söz söylemişler, köpekler uzaklaşmış.

Şimdi düşünüyorum da, insanımızın büyük çoğunluğu Batı müziğinin sözlerini anlamıyor. Onlar gülüyor diye gülmek, kafa sallıyorlar diye kafa sallamak ne derece uygun olur? Ya adamlar bize ve ecdadımıza, dinimize ve mukaddesatımıza küfrediyorlarsa…”

Sınıfta buz gibi bir hava eser, ama masaj net olarak verilmiştir ve alınmıştır. Artık o “çağdaş delikanlı” bundan sonraki konuşmalarında dengeli olacak, rast gele Batı hayranlığı yapamayacaktır.

Şüphesiz Batı medeniyetinde pek çok güzellikler vardır ve bunlardan yararlanmak gerekir. Ama yaş ve kuru ayırt etmeden hepsine “evet” demek bizi yanıltabilir. Zira körü körüne taklit, çoğu kere maskaralıktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir