İstiğfar, kişinin Allaha yönelip günahlarından mağfiret dilemesi, bağışlanmasını istemesidir. İnsandan istenen kul olma görevleri içinde en önemlilerinden biri istiğfardır. Nitekim peygamberler masum olmakla beraber istiğfarda bulunmuşlardır.
İnsanın -faraza- bir günahı olmasa bile, yapması gerekenleri hakkıyla yapmaması da istiğfarı gerektirir.
Birisi Hz. Ali’nin yanında “estağfirullah” deyip istiğfarda bulundu. Hz. Ali, dedi:
İstiğfarın ne olduğunu biliyor musun? İstiğfar, illiyyun derecesidir. (En üst makamdır.) Altı manayı ifade eder:
1-Geçmişte yaptığına pişmanlık duymak
2-Alıştığı günahı bir daha yapmamak hususunda tam bir kararlılık.
3-Üzerinde kul hakkı olmadan, pürüzsüz bir şekilde Allaha varmak için mahlûkatın haklarını eda etmek.
4-Üzerine farz olup da yapmadığın her farizanın hakkını vermeyi kastetmek.
5-Haramla beslenip büyüyen etini üzüntülerle derisi kemiğe yapışacak şekilde eritmek ve yeni bir et meydana getirmek.
6-Bedenine günahın tatlılığını tattırdığın gibi, ona itaat elemini de tattırmak…
İşte, bunları yapabildiğinde gerçek anlamda “estağfirullah” demiş olursun.1
1 Nehcül-Belağa, s. 774-775
