Çekirdeğin ağaç olma kapasitesi gibi, her insanda “insan-ı kâmil” olabilecek bir kapasite vardır.
Hz. Ali şöyle der:
“İnsanın kıymeti, himmeti kadardır. Doğruluğu, mertliği kadardır. Kahramanlığı, cesareti kadardır. İffeti, kıskançlığı kadardır.”1
Nice insanın himmeti, kendi şahsi ihtiyaçları ve zevklerine münhasırdır. Ama insana kıymet kazandıran, kendini aşıp başkalarına da faydalı olabilme hâlidir. Bu durum, “İnsanların en hayırlısı onlara en faydalı olandır” şeklinde ifade edilir.
Doğruluk, en büyük ahlâkî faziletlerden biridir. Doğru olmayan bir insandan her türlü ahlâksızlık beklenir. Doğruluğu da belirleyen şey, o kişinin mertliğidir. Mert olan biri yalana, gıybete, aldatmaya tenezzül etmez.
Bu insan, hem cesur, hem de korkak olabilir. Cesareti kazanan biri, sosyal hayatta daha başarılı olur, güzel teşebbüslerde bulunur, varlığını hissettirir.
Kıskanç olmayan birinden tam bir iffetlilik hâli beklenmez. Mesela, aile hayatında hanımını başkalarından kıskanmayan biri, düşük bir karakter sergilemiş olur.
1 Nehcül-Belağa, s. 681
