Sonuç

İnsan, günaha meyilli bir varlıktır. Aklıyla, kalbiyle, gözüyle, kulağıyla, eliyle, diliyle… dinin günah olarak bildirdiği fiilleri işleyebilir. Mesela aklını hayırlı işleri düşünmede kullandığı gibi, “nasıl hırsızlık yapabilirim” gibi menfi alanlarda da kullanabilir. Diliyle Allah’ı zikrettiği, doğruyu söylediği, insanlara faydalı şeyler konuştuğu gibi, yalan da söyleyebilir, iftira da atabilir, gıybet de yapabilir.

İnsana günah işleten başlıca iki unsur vardır: Nefis ve şeytan.

Bunlar insanın manevi ilerleyişinde hem birer engel, hem de ilerleten unsurlardır. Nefis içeriden, şeytan ise dışarıdan insanı günahlara sevketmeye çalışır. İnsan, bunlara ya boyun eğer, ya da muhalefet eder. Bunlar olmasaydı, bizim için şu hayatta bir mücadele de olmayacaktı. Nefis, şeytanın âdeta bir öğrencisi gibidir, ondan gelen telkinlere hassas bir alıcıdır. Kişi, nefsini terbiye ederek onu şeytanın yörüngesinde hareket etmekten kurtarır, Rahmana kul yapar. O zaman böyle bir nefis itminana erer, hayırlı işler yapmaya hazır hale gelir.

Şeytan ise, terbiye edilmeye müsait değildir, ama -insan üzerinde zorla bir yaptırım gücüne sahip olmadığı cihetle- her daim susturulmaya ve ilzam edilmeye elverişlidir. Çalışmamızda, onu tanımaya, hile ve vesvese yollarını öğrenmeye ve manevi hayatımızı mahvetmek isteyen bu amansız düşmana karşı nasıl korunmamız gerektiğine ana hatlarıyla bakmaya çalıştık. Gördük ki, aslında şeytanın bizi zorlayacak bir kuvveti yok, ama bizim zayıflığımızı ve zaaf noktalarımızı çok iyi biliyor ve değerlendiriyor. Onun karşısında duruşumuz iyi olduktan sonra, Allah’ın izniyle bize bir şey yaptıramaz, günahlara sevk edemez. Ama beşeriyet hasebiyle zaman zaman mağlubiyetler yaşıyor olabiliriz. Bu mağlubiyetler, şeytana oyuncak olduğumuz anlamına gelmez. Tevbe kapısı daima açıktır. Bazen geri adım atmamız ileriye sıçramamıza vesile olabilir. Allah’ın muradı insanların tamamen günahsız varlıklar olması değildir. Şayet öyle olsaydı, onları melek olarak yaratırdı, kimse asla isyan etmezdi.

Demek ki bu insan şeytanla denenecek, böylece insanlar arasında dereceler ve mertebeler ortaya çıkacaktır. Bir kısmı en üst makamlara çıkarken, bir kısmı da en aşağılara inecektir.

Cenab-ı Hakkın, bizleri nefis ve şeytanın zarar veremeyeceği “muh­­las” kullarından eylemesi en büyük bir duamızdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir