Şeytan, menfiliğin, olumsuzluğun sembolüdür. Bütün vesveseleri, menfi şeylere sevk etmek şeklindedir. Öyle ki müspet görülen telkinlerinde bile menfilikler vardır. Mesela “Rüşvet ye” derken, aslında “Helalinden kazanma!” mesajını vermiş olur.
Şeytan, yokluk âlemleri hesabına çalışır. Mesela, namaz kılmak bir iştir, kılmamak ise yokluk âlemlerine girer. “Namaz kılmamak” diye ayrı bir fiil yoktur.
Aynı şekilde zekât vermek hayırlı bir iştir, vermemek ise bir eylem sayılmaz.
Hidayet vücut âlemindendir, dalalet ise yokluk âleminden. İman ve hidayet ile kalp gözü açılır ve insan sonsuz bir varlığa kavuşur.
İşte şeytan iman yerine inkârı, hidayet yerine dalaleti, şükür yerine nankörlüğü, ilim yerine cahilliği… teşvik ederek devamlı yokluk alemleri hesabına çalışır. Bütün bu olumsuz şeyler biriktirilir, cehenneme gönderilir. Kâfir, orada olumsuz tavırlarının cezasını görür.
Mümin ise, sergilediği olumlu tavırların sonucu olarak bütün menfiliklerden sıyrılmış olarak cennete alınır, ebedi mükâfatlandırılır.
