“Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın! Her kim şeytan adımlarına uyarsa, şüphe yok ki o şeytan çirkin şeyler emreder…”1
Ayette şeytan yoluna sülûk, birisini adım adım izlemekle istiare edilmiştir. Şeytan, adım adım hedefine varmaya çalışır. Onun adımlarını izleyenler ona kul ve köle olmaktan kurtulamazlar. Üstteki ayette “o şeytan çirkin şeyleri emreder” denilmiştir. “Emreder” ifadesi şeytanın sözüne uyanların ona memur olduklarına bir işarettir.
Şeytanın her şahısla alakalı bir “yol haritası” vardır. Şeytan, kime nerden ve nasıl yaklaşılacağını gayet iyi bilir. Mesela, günde beş vakit namazını kılan birine tutup da “artık yeter, bundan sonra namaz kılma!” demez. Bunun yerine, mesela önce sabah namazını evde kılmaya ikna eder, “Hava soğuk, sağlığı korumak da bir görev. Bugün evde kılıver” der. Bir başka merhalede tüm namazlarını evde kıldırtmaya çalışır. Bir başka adımda artık sabah namazına uyanamaz hale getirir. Yapabilirse daha ilerisinde namazı bütün bütün terk ettirir.
Şeytan bir insana, “haydi rakı iç!” diye telkinle işe başlamaz. Önce ona bira gibi hafif alkollü bir içki içirtir. Ardından diğerlerini merak ettirir, öyle ki “bak hepsini denedin, bir de şu “‘cin’in tadına bak” der, muhatabını cin çarpmışa çevirir.
Hayatın baharını yaşayan ve az çok haramı bilen genç kız ve erkeğe hemen birden gayr-i meşru beraberlik telkini vermez. Önce gayet masumane ve temiz bir beraberlik başlatır. Zamanın akışı içinde onları evlilik dışı beraberliğe kadar sevk etmek ister.
1 Nur, 21; Bakara, 168,208; En’am, 142.
