Rahmanın ve şeytanın değer ölçüleri birbirine zıttır. Bundan dolayı şeytan değer ölçülerini alt üst etmek ister, harama helal, helale haram hükmü verir. Mesela, Hak dine inanmak ve ona göre yaşamak insanın tabiatında vardır. Ama şeytan ve yandaşlarına göre “Din bir afyondur, insanları uyuşturur, miskinleştirir.”
İlahi bir hüküm olarak içki “Şeytanın amelinden bir pisliktir.”1 Ama şeytana göre içki hayatın bir parçasıdır. Hatta şeytana köle olanlar nezdinde içki “Medeniyetin bir lazımıdır. İçki içmeyen biri çağdaş olamaz.”
İlahi bir hüküm olarak rüşvet almak yasaktır, günahtır. Ama şeytana göre rüşvet almamak bir enayiliktir.
Hâlbuki insana değer kazandıran, bunların tersidir. Nitekim Hz. Ebu Bekir’in dualarından biri şöyleydi:
“Ya Rab! Bana hakkı hak olarak göster, ona tabi olmakla rızıklandır! Batılı da batıl olarak göster, ondan kaçınmakla rızıklandır!”2
Ümmet ise tarih boyu bu duayı çoğul sığa ile şöyle yapmıştır:
“Allahım bize hakkı hak olarak göster, ona tabi olmakla rızıklandır.
Bâtılı da bâtıl olarak göster, ondan kaçınmakla rızıklandır.”3
1 Maide, 90
2 Gazali, İhya, V, 134
3 Ahmed Faruk Serhendi, (İmâm-ı Rabbânî) Mektubâtu’r- Rabbânî, Ter: A. Kâdir Akçiçek, Cümle Yay. İst. 1986, 272. Mektub; Nursi, İşaratü’l- İ’caz, (Arabi) Sözler Yayınevi, İst. 1994, s. 31
