Şeytan Abes İşlerle Meşgul Eder

“…Onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar…”1

İslam öncesi cahiliye Arapları, dişi deve beş defa doğurur ve beşincisi erkek olursa onun kulağını yararlar, artık ondan faydalanmanın haram olduğuna inanırlardı. Böyle yapmakla, aslında Allah’ın helal kıldığını haram yaparlardı.

Ayrıca, putların önünde hayvanları kurban eder, onların putlar için bir adak olduğuna nişan olarak kulaklarını yararlardı.

Bu durumda ayetin muhtevasını, “Onlar Allah’ın helal kıldığını haram yapacaklar, ibadet zannıyla şirke düşecekler” şeklinde anlayabiliriz.

Günümüzde de nice insan, şeytani bir desise sonucu batıl örften gelen yanlış uygulamaların içinde olabilmektedir. Mesela, bazı yörelerimizde çocuğun sünnet merasimi için “kirve” olur, bu kirve artık aileden bir fert gibi kabul edilir. Onun çocukları da sütkardeşi gibi evlenilmesi yasak hale gelir. Bu, sadece bir örftür ve mahremiyet ve nikâh yönünden bir ayrıcalık ve farklılık getirmez. Din, kirve sistemini emretmez, ama bunu red de etmez. Ancak helali haram, haramı helal kılacak şekilde uygulamaları da kabul etmez.

Âyette geçen “Hayvanların kulaklarını yaracaklar” ifadesinin günümüzde genetik müdahalelere bakan bir yönü de bulunmaktadır. Alternatif Tıb alanında önemli tesbitleri olan Dr. Aidin Salih, buna şöyle dikkat çeker:

Genetik araştırmalarda gerekli olan doku, hayvanlardan kulakları yarılarak veya enjektörle alınır. Çünkü hayvanların bütün vücudu kıllarla, tüylerle ve yünle kaplıdır. Sadece kulak içi bölgesi açıktır ve bu işleme elverişlidir. Bu âyetlerden anlaşıldığına göre Transgenik Teknoloji şeytanî özellikler taşımaktadır. İnsanoğlu, gerçeği idrak etmedikçe, daha birçok sorunla yüz yüze gelecek ve bunu cahillik, kazanç hırsı, aç gözlülük ve acımasızlığına borçlu olacak, ancak bu geri ödenmesi asla mümkün olmayacak bir borç olacaktır.”2

Bu, fıtrata bir müdahale olduğundan, çok da masum değildir. GDO lu gıdaların nesilleri nasıl tıbben zafiyete düşürdüğü gözler önündedir. Bunun bir cihetinin “hayvanların kulaklarına dayanması”, gerçekten de dikkat çekici bir değerlendirmedir.

1 Nisa, 119.

2 Aidin Salih, Gerçek Tıp, Sade Hayat Yayınları, İst. 2008, s. 397

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir