İstiaze

İstiaze, herhangi bir işe başlarken ve herhangi bir münasebetle “Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racîm”, yani; “Kovulmuş olan şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım” cümlesini söy­lemeye verilen isimdir.

İstiazede “Allah’a firar edin!”1 emrine itaat etmek vardır.

Allah’ın kemal ve merhametine, kulun da kusur ve ihtiyacına bir sınır yoktur. Böyle olunca, Allah’a iltica ve dua, en önemli kulluk görevlerinden biridir.

Bir başka ayette şu emir verilir:

Eğer şeytandan sana bir vesvese gelirse, hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki, Allah Semi’-Alîmdir.”2

Burada Allahu Teâlâ’nın Semi’-Alîm, yani “hakkıyla işiten, kemaliyle bilen” olarak ifade edilmesi son derece önemlidir. Zira kendisine sığındığımız zat, sesimizi duymazsa ve halimizi bilmezse bize yardım edemez.

O bize şah damarımızdan daha yakındır. Kalbimizden geçenler O’na gizli değildir.

Konumuzla ilgili bir başka ayette Allah şöyle buyurur:

Kur’an okuduğunda kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.”3

Çünkü Kur’an okumak isteyen kimse en güzel amellerden birini yapacaktır. Kur’an, dinin aslı ve esasıdır. İnsanın dili ve kalbi gıybet gibi hatalarla kirlenir. Bunun için dilini temizlemesi uygun düşer. Şeytan, ise böyle müspet işlerden hoşlanmadığından Kur’an okuyan kişiyi, Kur’an’ı anlamaktan ve onunla amel etmekten vazgeçirmek için var gücüyle uğraşacak, vesvese vererek Kur’an üzerinde düşünmekten onu alıkoymaya çalışacaktır.

Hadis kitaplarını incelediğimizde Hz. Peygamber’in, insana sıkıntı ve üzüntü verecek, onu zarara sokacak, dünya ve ahirette zillete düşürecek birçok konularda Allah’a sığındığını görmekteyiz. O’nun cehennemden; kabir fitnesinden; her şeyin ve her canlının şerrinden, nefsin şerrinden; yoksulluk ve borcun galebe çalmasından; tembellikten, küfürden, kötü ahlâk, kötü iş ve heveslerden; kederden ve çok yaşlılıktan; yan­gın ve sel felâketinden Allah’a sığınması bunlar arasında sayılabilir.

Sıralamada istiaze besmeleden önce gelir. Bizler “Euzü bil­lahi mine’ş-şeytani’r-racîm” der, sonra besmele çekeriz. Çünkü zararın def’i, faydalı olanı celbetmekten öncedir.

Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racîm” derken Allah’a sığındığımız şeyler şu üç gruptan birine girer.

1-İtikadi meseleler.

2-Ameli meseleler.

3-Bedenimize zarar veren hastalık, musibet gibi şeyler.

Yanlış inançlar taşımaktan, imanımıza zarar verebilecek hallerden; yaptığımız işlerde günaha ve harama girmekten; görülür görülmez bela ve musibetlerden Allah’a sığınırız.

Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racîm” ile şeytandan Allah’a sığınırken hangi cihetten sığındığımızın belirtilmemesi, genellik ifade eder. Yani şeytandan gelebilecek her türlü hallerden Allah’a sığınırız.

Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racîm” derken, bunun sırf dilde kalmayıp kalben de söylenmesi esastır.

Arif olanlar, Allah’tan başkasını görmekten ve kesret âleminin kendilerine perde olmasından istiaze ederler.

1 Zariyat, 50.

2 A’raf, 200.

3 Nahl, 98.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir